Taner Uyanıker

PKK sol bir örgüt mü?

Taner Uyanıker

taner_uynkr@hotmail.com

Başlıktaki sorumun cevabını ilk başta vereyim hayır! Karşımızda kendisini Marksist olarak tanıtan bir terör örgütü var. Lakin PKK’ya baktığımızda karşımızda solcu bir örgütü değil, milliyetçilik temeline dayanmış faşist bir terör örgütünü görüyoruz. Milliyetçilik ve Marksizmin yan yana gelemeyeceğini Karl Marx’ın bir cümlesinden örnekle vereyim: “Milliyetçilik, sanayi öncesi çağın egzotik ve romantik -veya romantikleştirilmiş- bir kalıntısı değil, kapitalizmin ‘yapı taşı’dır.” Devrimcilik ruhuyla halkı harekete geçirmeye çalışan ama katı bir milliyetçiliğin ötesine gidemeyen bir örgüt konumunda olan PKK’nın KCK yapılanmasında bunu daha net olarak görebiliyoruz. “KCK Sözleşmesi” denilen metinde Kaddafi’nin ‘Cemahiriye’(cumhurlar, topluluklar) sistemi karşımıza çıkıyor. Totaliter olan bu sistemde mahalleler, şehirler, aşiretler “halk komiteleri” tarafından denetim altına alınırdı ve en tepede “halk kongresi” bulunurdu. Buradaki kişilerde haliyle Kaddafi’nin militanlarından oluşuyordu. Buna çok yakın bir sistemi KCK sözleşmesine taşıyan ve Kürt milliyetçiliğini bayrak edinip kan akıtan bir terör örgütünden solun insanca yaşama hedefinden hangisini bekleyebilirsiniz? Dünyanın emperyalist gücü Amerika’nın başkanına “Biji Serok Obama” diye slogan atanlardan hangisinin solcu olduğunu iddia edebilirsiniz?

PKK’nın sol bir örgüt olmadığını ortaya koyduysak ikinci kısma geçelim ve sol görüşlü bazı kişilerin neden PKK’yı desteklediğini tartışalım. Bugünkü sözüm ona bazı solcular Deniz Gezmiş’i, Ulaş Bardakçı’yı, Mahir Çayan’ı dillerinden düşürmüyor ama bu kişilerin ne için savaştıklarına bir dönüp bakmıyorlar. Birincisi 68 kuşağı solcuları Mustafa Kemal’i kendi yollarında bir düşman olarak değil ışık olarak görmüştür. Bunu 30 Ekim 1968’de gerçekleştirdikleri “Tam Ba­ğım­sız Tür­ki­ye İçin Mus­ta­fa Ke­mal Yü­rü­yü­şü”nde de görebiliriz. Deniz Gezmiş’in de katıldığı bu yürüyüşe neden katıldıklarını ise şu bildiriyle duyurdular: “1919’da baş­la­yan Mus­ta­fa Ke­mal dev­ri­mi ken­di­sin­den son­ra ge­len yö­ne­ti­ci­ler ta­ra­fın­dan ama­cın­dan sap­tı­rıl­mış, Cum­hu­ri­ye­t’­in bü­tün ku­rum­la­rı yoz­laş­tı­rıl­mış­tır. Bu­gün Türkiye’miz, dün­ya­da ilk an­ti-em­per­ya­list ve an­ti-ka­pi­ta­list dev­ri­mi ger­çek­leş­ti­ren Mus­ta­fa Ke­ma­l’­e rağ­men ya­ban­cı­la­rın des­tek­le­di­ği kar­şı dev­rim­ci­le­rin et­ki ala­nı­na gir­miş­tir. Biz Mus­ta­fa Ke­mal genç­li­ği ola­rak, sap­tı­rı­lan dev­ri­mi ra­yı­na oturt­ma­ya azim­li­yiz, ka­rar­lı­yız. Bu­gün baş­la­yan yü­rü­yü­şün ama­cı bu­dur.”

Deniz Gezmiş’in idamla yargılandığı mahkemede, 17 Temmuz 1971 Cumartesi günkü duruşmada yaptığı savunmayla konuyu kapatacağım: “(…)İddianamede, bir gerçek tahrif edilmek isteniyor, bu hususu da belirtmek ve düzeltmek isterim. ‘Fikir özgürlüğünü ve Anayasa’yı paravan yapanlar önceleri Atatürkçü geçinirken, onun fikir ve şahsiyetini de küçük görmeye başladılar’ şeklinde ve ‘sadece Mustafa Kemal tarafını beğeniyorlardı’ şeklinde bir cümle mevcut. Bunu kesin olarak reddediyorum; asla kabul etmiyorum. Diğer yurtseverler de bunu kabul etmez; bu kasten tahrif edilmek isteniyor, gerçekler örtülmek isteniyor. Bu cümle art niyetle hazırlanmıştır. Bu memlekette Mustafa Kemal’e gerçekten sahip çıkanlar varsa onlar da bizleriz. Onun istiklali tam, prensibi ve ideali tam, yanlış zapta geçti, onun istiklali tam, Türkiye idealini yalnızca biz devam ettiriyoruz…”

Şimdi ne oldu da bazı solcular Atatürk düşmanı oldu ve PKK’ya su taşır konuma geldi? Birinci etken 1980 darbesini gerçekleştiren ve bunu Atatürk adına yaptığını söyleyen komutanların halka zulüm etmesi. Nitekim 1980 darbesi Atatürk devrimlerine yapılan en ağır darbedir. Buradan tüm ülkede doğan Atatürk karşıtlığı solcu tabanda da yayıldı. Atatürk’e düşman olan bu solcular sözüm ona devrimci ruhlarını ateşleyen ve Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’e kafa tutan PKK’da soluğu aldılar. PKK ve bazı solcuların Atatürk düşmanlığı onları aynı çatı altında birleştirirken bilgisizliğin bunda en önemli unsur olduğunu söyleyebilirim.