Aslı Şen

Pokemon Go Çılgınlık mı,  Bağımlılık mı?

Aslı Şen

aslisen@aslisen.com.tr

Internet ve akıllı telefonlar hayatımızın vazgeçilmezi. Her ne kadar nerde o eski günler kimse artık oturup sohbet etmiyor dense de hiç kimse de akıllı telefonundan vazgeçemiyor. İnternetin büyüsüne kapılamadan da edemiyor.

Çok sevdiği bir deyiş var “Çoğu zarar azı karar” elbette internet için de doğru elbette. Özellikle online oyunlarla uzun süre vakit geçirme çok uzun yıllardır ebeveynlerin bizlerden destek istediği ana konulardan. 80’li yılların video oyunlarından başlayarak günümüz online oyunlarına kadar gelen oyunlarla aşırı meşguliyet hepimizin bildiği bir durum. En çok bilinen oyun bağımlılığı ise de ruh sağlığı çalışanlarının el kitabı olan DSM- 5 sınıflandırma sisteminde “gelecekte göz önüne alınabilecek sınıflandırmalar” kategorisinde ele alındı. Yıllar içinde birikecek araştırmalar oyun bağımlılığı adı altında bir tanı olup olmayacağına karar verecek.

Elbette oyun oynayan her yapan kişi bağımlı sayılmıyor. Zaman algısını kaybedecek, temel ihtiyaçları arka palana itecek derecede aşırı kullanım; bilgisayar erişimi olmadığında öfke nöbetleri geçirme, depresyon gibi geri çekilme belirtilerini görülmesi; giderek daha iyi bilgisayar edinmeye çalışma, oyunda daha çok zaman geçirme, oyunun özelliklerini yükseltme gibi tolerans geliştirme belirtileri, oyun oynama adına yalan söyleme, başarıda düşüş, yorgunluk gibi negatif etkilerin görülmesi oyun bağımlılığının belirtileri. İnternette oyun bağımlılığı günümüzde ciddi bir sağlık sorunu. Bazı Uzak Doğu ülkelerinde internet bağımlılığı en ciddi halk sağlığı sorunları arasında. Güney Kore’de 2000’li yılların başlarında oyunlara bağlı ölümler ve cinayetler görülmüştü. Bu durum araştırmacıların dikkatini çekmişti. Pek çoğunuz hatırlar, on yıl kadar önce Amerika’da şirket çalışanları tarafından çokça oynanan bir bilgisayar oyunun şirketin kazancını ciddi şekilde azalttığı belirlenmiş ve PC oyunu oynama yasağı getirilmişti. Ekran karşısında oyunda istediği seviyeyi yakalayamayan çocukların öfke nöbetlerine dair pek çok video paylaşıldı. Hepimiz bu duruma aşinayız. Amerika’daki araştırmalarda internet bağımlılığı boşanmanın sebeplerinden biri olarak ortaya çıkıyor.

Bilgisayar ve interneti fazla kullanan öğrencilerde uyku bozuklukları, depresyon, sosyal ortamlar ve ilişkilerden uzak durma gibi bazı sorunlar yaşadıklarını göstermektedir. Geç saatlere kadar bilgisayar başında olan çocuk, ertesi gün yorgun ve uykusunu alamamış olarak okula gittiğinde akademik başarı düşüyor. Aşırı bilgisayar kullanan çocuk, sanal arkadaşlıklar kurmakta, gerçek arkadaşlıklar zedelenmektedir. Zamanla sosyal izolasyon görülmektedir. Sözel iletişimin azalması dil becerilerinin gelişimini de olumsuz etkilemektedir.

Her şeyden önce çocuklarla iletişim kurmak gerek. İletişim her şeyin temeli. Sadece beraber keyif alarak vakit geçirmek sevgi sözcüklerini paylaşmak, onunla gurur duyduğunuzu, hatalarıyla kabul etiğinizi hissettirmek gerekir. Olumlu sözcükler kullanmaktan çekinmeyin. Çocuğunuzu iyi tanıyıp onun ilgilerini zevklerini, ilgilerini bilmek ilgi alanlarına yöneltmek çok önemli. Bilgisayarı tamamen kaldırmak değil, kısıtlamak amaç olmalı.  Bilgisayar dışında farklı alanlara da yönelebilmelidir. Bilgisayar kullanımı küçük yaşlardan beri kontrol altına alınmalıdır. Ergenlik çağında bir genci kısıtlamak çok zordur bu sebeple küçük yaşlardan çocuk internet ya da oyun kullanımının sınırsız olmadığını bilmelidir. Arama motoru filtre programları, internet sağlayıcıları kısıtlamak özellikle belli yaşın altındaki çocuklar için elzemdir, mutlaka kullanılmalıdır. Bağımlılığa dönüşmeden kontrol altına almak gerekiyor. Sonraki adımlarla başa çıkmak çok daha zordur. Eğer çocuğunuzun, eşinizin ya da kendinizin internet kullanımını ya da oyun oynamasının aşırılaştığını ve kontrolden çıktığını hissediyorsanız bir uzmandan yardım alınız.