Selda Gürsu

Sağ-Sol Kavramının Tarihi

Selda Gürsu

gursu.selda21@gmail.com

Bugün sizlere sağ ve sol kavramının yalnızca “partizan” bir terim olmadığından ve ortaya atılışından bugüne kadarki işlevinden bahsedeceğim.
Bildiğiniz üzere tarihte bir olay diğer olayın ya sebebi ya da sonucudur. Sağ ve sol kavramlarının doğuşuna sebebiyet veren olay ise Fransız İhtilali’dir. Bu ihtilal, bir devrim niteliğindedir. Çünkü statülere bölünerek ayrıştırılan halk, özgürlükçü düşünceyi, hakkı ve hukuku savunarak mutlak krallığı devirmiştir. Bu süreçte Fransız Cumhuriyeti Meclisi’nin sağ tarafında oturanlar, eski yönetimi; sol tarafında oturanlar ise eşitlik, hak ve hukuk kavramlarının varlığını koruduğu yeni yönetimi savunmuşlardır. Sağ ve sol kavramı işte adını tarihe böyle yazdırmıştır.
Türkiye’ye değinecek olursak; 1960’lı yılların öncesine kadar sağ kavramı, İslamcılıkla eşdeğer tutuluyordu ve anti-komünist tavırlar sergileniyordu. Daha sonraları Ahmet Kabaklı, sağ kavramını iman ve sağduyu ile bütünleştirilmiş düşünceler olarak ifade etmiş, Ali Bulaç ise buna karşılık, sağın Müslümanlığı savunmasının mümkün olmadığını dile getirmiştir. Uğur Mumcu’ya göre sağ, kurulu düzenin savunulması ve kurulu düzenin ise kapitalist olduğudur. Bu nedenle de sağ ideolojide insan haklarının olmayacağıdır.
Tarih boyunca sağ ve sol hakkında birçok tanım yapılmıştır. Bunlardan birini ele alacak olursak, “Özeleştiriden yoksun, düşünümsel boyutları zayıf bir pragma ya da siyasal olan sağın yirmi üç katı (milliyetçilik), sıvı (Muhafazakârlık) ve gaz (İslamcılık) olmak üzere üç hali mevcuttur. Yine ona göre sağcılık, insanın iradî olarak seçmediği etnik köken, cinsiyet, din, mezhep, memleket gibi kategorileri mutlaklaştırma; politik ve kültürel düzlemlerde istikrar, statüko ve itaatten yana olma; tarihe hamasetle yaklaşma; otorite ve devleti yüceltme; popülerlik, uyumluluk, mutedillik ve tepkisizliği alışkanlık edinme anlamında bireysel ve toplumsal bir alışkanlıktır. Milliyetçilik ve muhafazakârlık birer politik akım olarak bu alışkanlıkların bilinçli olarak değer haline getirilmesidir.” (Tanıl Bora)
Sağ ve sol daima toplumları, hatta ve hatta bireyleri, bakış açılarını etkileyen ve birbiriyle çatıştıran iki olgu haline gelmiştir. Günümüzde ise partizan bir terim olarak yerini almıştır. Yakın gelecekte de partizan terimindeki yerini koruyacağı şüphesizdir.