Muhammet Tunç

“Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? ‘Gömelim gel seni tarihe’ desem, sığmazsın!”

Muhammet Tunç

tunc47@gmail.com

Bu aziz Millet; bedeninde taşıdığı her hücresiyle, vatan, millet, bayrak ve din kavramlarıyla hemhal. Tarih bunların örnekleriyle dolu. İki saat içerisinde işgal edileceği planlanan Çanakkale Savaşı’na bakın. O savaşta verilen yüz binlerce şehidimizi hatırlayalım. Üzerinden neredeyse bir asır geçmiş olmasına rağmen, Çanakkale Destanı halen konuşulmaya ve örnek alınmaya devam ediyor. 

Annelerin ninnilerinde dahi, ceddimizin şanlı kahramanlık öyküleri vardır. Çocuk yaşına geldiğimizde ise bize anlatılanlar hep kahramanlık hikayeleri olmuştur. Türk milleti, bu kahramanlık hikayelerini dinleyerek büyüdü. Kimi zaman Hayber Kalesi ile Hz. Ali efendimizi, kimi zaman ise Çanakkale Destanı ile Seyit Onbaşıyı… Ve buna benzer onlarca kahramanlık hikâyesi… Bu destanların her birini defalarca dinleyip, ezberledik. Hatta ezberle kalmayıp, ruhumuza nakşettik.

“Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbi. Senin uğrunda ölen ordu, budur ya Rabbi. Ta ki yükselsin ezanlarla müeyyed namın, galip et çünkü bu son ordusudur İslam’ın! 

Ne de güzel özetlemiş, Yahya Kemal Beyatlı. Ezanın susmaması için her daim ölmeyi şeref sayan, bu uğurda gazi ve şehit olan İslam’ın son ordusu… Bu dizeleri her okuyuşumuzda tüylerimiz diken diken olurdu. İçimiz kıpırdar ne yapacağımızı bilemezdik.Fiili işgal girişiminde başarısız olanlar, kültürel erozyonu yaşatmak isteyebilirler. Buna karşı daha dikkatli olmamız gerekecektir. Ama hamdolsun bunu da başaramayacaklardır. Çünkü bu milletin kanında şahadet şerbeti dolaşmaktadır. 

Son olarak diyorum ki, ya rabbi biz şehitlerimizin şahadetine şahidiz. Sen de biz şahit ol!