Mekkiye Uludağ

Şimdi İyi Niyet ve Hoşgörü Zamanı

Mekkiye Uludağ

mekkiye4735@gmail.com

Şehit haberleri, istikrarsızlık, güvensiz bir ekonomi, kırılan umutlar ve kaosa sürüklenmek istenen ülkemiz çok şükür ki, umudunu kaybetmeyenler ve gece gündüz çalışan ayrıca manevi dualar ile bizi koruyan büyüklerimiz sayesinde tekrar düzlüğe çıktık. Ülkemiz üzerindeki kara bulutlar nihayet dağılarak güzel bir geleceğe kapı aralandı. Şer odaklarının bütün engellemelerine rağmen inanç birliği, kardeşlik bağı, milli ve manevi birliktelik ile Türkiye bir kez daha kazandı.

Bu günden sonra düşünülmesi gereken sadece ve sadece siyaseti uzunca bir süre hayatımızın merkezinden çıkarmak ve gerginliğin sebep olduğu kırgınlıkları ortadan kaldırmak. Hiç kimse kimseyi desteklediği parti nedeniyle ötekileştirmesin, kin ve nefrete sebep olmasın. Geçmiş günlerde bilerek veya bilmeyerek kırdığınız dost ve arkadaşlarınız var ise arayı düzeltmek için zeytin dalı uzatmanızın vaktidir şimdi. Herkes düşüncesinde ve siyasi görüşünde özgür olduğuna göre araya giren soğuklukları lütfen iyi niyet ve hoşgörü ile çözmeye çalışın. Sevincimizi de hüznümüzü de dozunda yaşayalım, kırıcı ve kinci olmadan. Etrafımda gördüğüm ve duyduğum şeyler beni bir insan olarak çok üzüyor. Kardeşlerin arasında, anne – baba ve akrabalık ilişkilerinde bile siyasetin açtığı yaraları görünce üzülmemek elde değil.

Efendimiz (S.A.V.) muzaffer ordunun başkomutanı olarak Mekke’ye giriyor. Etrafında kurmayları. O Mekke ki, başına 8 yıl önce ödül koymuş, kanına ekmek doğramaya yemin etmişti. O Mekke ki, imana zindan küfre saray olmuştu. O Mekke seçkinleri ki, müminlere dünyayı dar etmişler, alaydan iftiraya, boykottan işkenceye kadar yapmadıkları kötülüğü bırakmamışlardı. Şimdi devran dönmüştü. Büyük fethin gerçekleştiği gündü. Dünün refah içinde şımarmış seçkinleri, bugün rezil ve rüsva olmuşlardı. Kimi yaptığı zulmün ezikliği altında mahvoluyor, kimi kendisini korumayan putuna küfrediyor, kimi yaptığı kötülüğün utancını yaşıyor, kimi de kiniyle kahroluyordu.
Mekke’nin fethi, tarihin gördüğü en muhteşem zaferlerden, en kansız inkılâblardan, en erdemli galibiyetlerden biriydi. Güçler dengesi göz önüne alındığında, büyük fetihlerin başında sayılmalıydı.
Bu muhteşem zaferin sebepler âlemindeki bir numaralı kahramanı olan Hz. Peygamber’in Mekke’ye girerken ki halini görgü tanığı şöyle anlatmıştı: Gözlerinde yaş, devesinin hörgücüne değecek kadar eğilmiş bir baş, kıpır kıpır dudaklar…
Taşkınlığın, saldırganlığın, hava atmanın, caka satmanın zerresi yok.
Sizce kıpır kıpır dudaklardan hangi kelimeler dökülüyordu?
Tahmin edebiliriz: Estağfirullah el-‘azîm!.. (Yücelikte eşsiz olan Allah’tan bağışlanma dilerim!)
Tahminimizin kaynağı nedir? Bu sefer sırasında indirildiğine dair rivayetler bulunan Nasr suresi. İşte o sure:
“Allah’ın (takdir ettiği) zafer ve fetih geldiğinde,
Ve insanların kitle halinde Allah’ın dinine girdiğini gördüğünde:
Hamdini tahsis ettiğin Rabbin adına hareket et!
Ve O’ndan af ve mağfiret dile!
Çünkü O’dur tövbeleri çokça kabul eden.” Nâsr Suresi
Hz. Peygamber, zaferin kanla pekişeceğini sananlara engel oldu. Şiddet gösterilerine izin vermedi. Kâbe’nin avlusunda kendileri hakkında verilecek kararı korku ve endişe içinde bekleyen Mekkelilere şöyle dedi: “Size Yusuf’un kardeşlerine dediğini diyorum: Bugün size kınama yok! Haydi, gidin! Siz salıverilenlerdensiniz!” Onun yolundan gidenler de aynısını yapmalı. Müslümanlar kardeştir ve birbirlerine karşı merhametli, şefkatlidir. Allah’ın emir ve yasakları doğrultusunda “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, tefrikaya, ayrılığa düşmeyin” (Âl-i İmran, 103) buyruğuna sımsıkı sarılarak kendimizi, ailemizi ve ülkemizin her bir ferdini fitne ateşinden korumak ve Allah’ın rızasını kazanmak tek hedefimiz olmalıdır.

Selam ve dua ile...