Abdulkahar Çaçur

Siper Etti Gövdesini ve Durdu O Hayâsızca Akın!

Abdulkahar Çaçur

abdulkaharcacur@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları

Birtakım Mes’eleler ve İzahlar… - 24.02.2017

Bir Din Düşünün Evet ve Hayır’la Ayaklar Altına Alınıyor! - 17.02.2017

Evet de Hayır da Meşru ve Haklıdır Ama… - 10.02.2017

Referanduma Giderken… - 27.01.2017

Referandumun Olması veya Olmaması - 13.01.2017

Kendimize (Gençlere)  Sorular! - 06.01.2017

Yeni Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne Dair… - 30.12.2016

Suriye’de Değişen Denklem ve Türkiye - 23.12.2016

İstanbul’dan Halep’e Katiller Sürüsüne Karşı Milli Seferberlik!  - 16.12.2016

Böyle Buyurdu Prof.Dr. Hazretleri! - 09.12.2016

İnsan İsraf Etmek Haramdır, Günahtır! - 02.12.2016

Asıl İşimize Bakmalıyız! - 25.11.2016

Kaymakam Beg! - 15.11.2016

Yasinlerin Çıkan Ahı ve HDP’ye Sorular…. - 11.11.2016

Demokrasinin Türkiye Serencamı ve Asker ile İmtihanı - 04.11.2016

Sakarya’nın 15 Temmuz’u… - 28.10.2016

Musul’a Dair… - 21.10.2016

Bir Öldüğümüzde Bin Doğuyor muyuz? - 14.10.2016

Celal Bayar’ı Dinliyorum Ağzım Açık! - 07.10.2016

Bundan Sonra Ne Olacak? - 30.09.2016

Evrensel Ayıbın Türkiye’deki Oluşumu - 23.09.2016

Bize Unutturulmak İstenen Asırlık Realite! - 16.09.2016

15 Temmuz’un Dinamiklerini Anlamak! - 02.09.2016

Türkiye’nin Oyun ve Hareket Alanı Genişliyor mu? - 26.08.2016

Demokrasi Nöbetlerinden Huzur Nöbetlerine Geçiş Süreci - 19.08.2016

FETÖ İle Mücadelede Eksiklerimiz - 12.08.2016

Artık Gemileri Yakmanın Zamanı! - 05.08.2016

 15 Temmuz’a Kadar Batı’nın Türkiye Hamlelerinin Kronolojisi - 29.07.2016

Yuhanna’dan Da Suriyeliler İçin Aynı Emir Var! - 15.07.2016

Gerçekten, 'Bayram O Bayram' mı? - 08.07.2016

Hal-i Pür Melalimiz Üzerine… - 01.07.2016

Abdulkahar Çaçur - 24.06.2016

Olaylara Bakışımızdaki Hatalar ve Çıkarmamız Gereken Dersler - 04.06.2016

Yeni Dünya Düzeni ile Pax Americana’yı Ne Kadar Biliyoruz? - 28.05.2016

1 Gençlik Haftası! - 21.05.2016

Oportünistlerin 'Üst Akıl' paranoyasına kurban gitmek - 07.05.2016

Türkiye Laiklikten Ne Anladı? - 30.04.2016

 Erdoğan ile Davutoğlu’nun Yeni Zor İmtihanı - 23.04.2016

Türkiye’deki Sistem Kargaşası Nasıl Çözülecek? - 16.04.2016

Yeni Bir Çözüm Süreci İçin IRA Örneği - 09.04.2016

Konya, Hoşgörü, Kürtçe, Stereotip ve Tabula Rasa.. - 02.04.2016

“K.Marx’ın Çocukları” Mı Kazanacak? Vızvızcı Arılar Mı? - 26.03.2016

Çözüm İçin Nerde Hata Yapıyoruz? - 19.03.2016

Güncellenen Sıfır Sorun Politikası Ama Kiminle? - 12.03.2016

Kürtler Sözde Halk Savaşının Neresinde? - 05.03.2016

Başbakan'a Şikâyetim Var, Gençliğiniz Sloganlardan Boğuluyor! - 27.02.2016

 Milliyetçiliğin 'Eşitsizlik Aşkı' ve Zebanilik.. - 20.02.2016

Kürt Mes’elesi Yeniden Bizim Olur Mu?  - 13.02.2016

Kürtler Bıktıkları Bu Savaşta Harici Olmayı Seçiyor - 06.02.2016

Türkiye’de Demokrasiyi Tartışma Zamanı- 2 - 23.01.2016

Türkiye’de Demokrasiyi Tartışma Zamanı 1 - 16.01.2016

Yeni Anayasa Tartışmaları Üzerine Birkaç Not... - 09.01.2016

Birbirimizle Konuşmayı Öğrenmeliyiz! - 02.01.2016

Meşruiyet ve Haklılığın Hendeklerdeki Ahvali! - 26.12.2015

Devlet Aklına Önce Eleştiri Sonra Çağrı! - 19.12.2015

PKK Sorunu İle Kürt Mes’elesi Aynı Şey mi? - 12.12.2015

Cinayetler ve Bir AK Parti Eleştirisi... - 05.12.2015

Türkiye ve Rusya Krizi Suriye’de mi Devam Eder? - 28.11.2015

İslam’ın ve Kürtlerin gerçeği hangisi? - 21.11.2015

1 Kasım ve Muhalefetin Metodolojisi… - 07.11.2015

 1 Kasım’ı hayati kılan ne oldu? - 31.10.2015

Dünün Kürt Mes’elesinden Bugünün Kürt Sorununa - 24.10.2015

Bir Kardeşlik Öyküsünün Serencamı! - 10.10.2015

Süt Veren İneği Birlikte Sağmak… - 03.10.2015

 1 Kasım’da Yapılacak Olan Erken Seçim Değil, Seçim! - 26.09.2015

Ortadoğu, Ulus Devlet Tuzağı, Kürtler ve Türkler - 19.09.2015

7 Haziran’dan 1 Kasım’a PKK Projesi! - 12.09.2015

 PKK ve HDP Ne Yapmaya Çalışıyor? - 02.09.2015

Çözüm İçin Meseleyi Anlamak ve Tarih Okuması Yapmak! - 26.08.2015

   15 Temmuz Cuma gecesi… Hiç şüphesiz hafızalardan asla silinmeyecek bir tarih. Artık biz genç nesillerin de bir “darbesi” var. Ama şükür ki sadece girişimden ibaret kalan bir darbe.. 246 cana mal olduysa da, milyon dolarlık ekonomik zararlara, toplumsal sorun ve kargaşalara sebebiyet verdiyse de başarılı olmadı ve bunun yanı sıra bir milletin Türk-Kürt demeden bir milletin belki de ilk kez siyaset yapmadan, dini ve etnik görüşlere bakmadan kenetlenmesine de vesile oldu.

     Bu girişimin anatomisine bakmakta fayda var aslında. Adı hizmet olan fakat Hak ve halk dışında kendi ülkesi, millet ve din kardeşleri dışında her türlü şer şebekelerine hizmet eden bir yapının düştüğü acınası hale bakmak lazım.

    Tarih 2010. Türkiye Taraf gazetesinin ortaya attığı Balyoz darbe iddiasıyla çalkalandı. Evet, biz o gün de korkmuştuk. Ama o gün de bu iddia gerçekleşmedi diye sevindik. Gerçi son dönemlerde her ne kadar kumpas denilse de ben hala onun da 15 Temmuz kadar önemli bir tehdit olduğu kanaatindeyim. Neyse, Balyoz darbe iddiası gün yüzüne çıktığında Paralel Yapı yani cuma günü tescillenmiş olan FETÖ, o dönemde ülke sathında bir kampanya başlatmıştı. Gazetelerinde, TV kanallarında, sosyal medyada ve başka her mecrada Balyoz darbe girişiminin ne kadar tehlikeli olduğunu ve gerçekleşmesi halinde neler olacağını anlatıyorlardı.

    Statlara tüm inanmış müminleri toplayıp toplu katliam yapacaklardı diyorlardı. Bizleri dört duvar aralarına, soğuk ve karanlık hücrelere hapsedecekler diye sahte gözyaşları döküyorlardı. AK Parti’ye oy vermiş herkes sürgün edilecek, hapislere atılacak diye bağırıyorlardı. Sakallı, sarıklı, türbanlı, elinde tespih, dilinde dua olan herkesi hedef yapıp yok edeceklerdi ama darbe olmadı diye sözde şükrediyorlardı. Camiler bombalanacak, cemaatler kapanacak diye uykuları kaçıyordu. Bunları ordudan, emniyetten, MİT’ten, bürokrasiden ve toplumun her kademesinden atmak, dışlamak lazım diye kampanya yürütüyorlardı.

    Abiler, ablalar, imamlar sabah akşam Balyoz, Ergenekon diye diye; 17-25 Aralıkların, 15 Temmuzların, yani kendi Balyoz ve Ergenekonlarına zemin hazırladılar. Bu uğurda yapmadıkları fişleme, sürgün, hakka girme, ah alma kalmadı. En nihayetinde masum ve samimi insanların iyi niyet ve desteklerini suistimal ederek devletin her kademesine yerleştiler. Bu kez aynı ihanet ve alçaklıkları onlar yapmaya kalkıştı. Onlar masumları öldürdü, onlar kendi insanının üzerine bomba yağdırdı. Onlar başarılı olması halinde masum ve suçsuz olana herkesi, her düşünceyi hapse mahkûm edeceklerdi 27 Mayıs cuntasının yaptığını vazifeyi bunlar üstlenmiş ve Erdoğan’ı ve daha nice devlet adamını öldüreceklerdi. Onlar hiçbir cuntanın yapmadığını yapıp Millet Meclisini bombaladılar. Onlar insanlıktan çıktılar.  

  İşte bu yapı özellikle TSK içine iyi bir şekilde palazlandıktan sonra kendi Balyozunu devreye sokmak istedi. Yıllarca sözde savunduğu tüm değerlere son 3 yıl içinde her saldırıyı yaptı ve en alçakça olanını da 15 Temmuz da yaptı. Silahlarla, bombalarla, uçaklarla ve hain darbecileriyle… Millet iradesine göz diktiler. Milletin adamlarını hedef yaptılar. Planlar kurdular. Bu kez başarılı olacağız dediler.

     Darbe saatini deşifre oldukları için ve bana göre özellikle de Tayyip Erdoğan’ın ülkeden kaçmasına sebep olur gaflet ve dalaletiyle erkene aldılar. Ama Tayyip Erdoğan kaçmadı, buradayım ve milletimin içindeyim diyerek milletle kenetlendi. Evet, o ilk kez %50’sini sokağa çağırmıştı. O yüzde elli bir anda yüzde seksen ve doksanlara ulaştı. Evet, hakikaten onları evlerinde tutmak zor hatta imkânsızdı.

    Ordudan birçok üst rütbeli asker darbeye tam destek vermemişti. Destek verenler de geri çekilmişlerdi. Elbette başarısız olacaklarını düşündüklerinden... Eğer başarılı olabileceklerini düşünmüş olsalardı bugün çok daha fazla rütbeli destek verecekti. Kemalistler, Erdoğan’ı ve AK Parti’yi kendi sistem ve düşüncelerine tehdit gören her asker destek verecekti. Fakat milletin elindeki baltasını, sopasını gördükten; dilindeki duası ve tekbirini duyduktan sonra yapamadılar.

     Halk ölümüne, canı pahasına gövdesini tankın altına yatırdı. Bedenini namlulara siper etti. Çünkü bu kez gerçekten din, dil, namus, onur, gurur bunların hepsinden yoksun olanlar tarafından tehdit altındaydı. Onun için sokakta sadece AK Partililer yoktu. Milliyetçi Türk ve Kürtler, Muhafazakâr Türk ve Kürtler, liberaller, az da olsa solcular, radikaller herkes vardı. İstanbul gibi Diyarbakır, Ankara gibi Van, İzmir gibi Muş, Trabzon gibi Batman, Konya gibi Adıyaman gece gündüz ayakta-idi.

    15 Temmuz, ne 27 Mayıs gibi ne de 12 Eylül gibi olacaktı. 15 Temmuz kutlu bir direniş ve destanın tarihi olacaktı. Bizler bunun için ant içtik. Öyle bir ant içtik ki; bu direniş ile biz 140 yıllık darbe geleneğinin oluşturmuş olduğu kirleri sildik. Öfke adalete galip gelmeden, merhamet kine yenik düşmeden…

    Bugüne kadar yanlış yapıldığında söyledik ve eleştirdik kendimizi. Ama bize,  bizden birine, irademize saldırı olduğunda da 15 Temmuz’da olduğu gibi karşımızdaki alçakça saldırıya siper ettik gövdemizi ve durdurduk o hayâsızca akını! Bir daha olsa bir da siper eder durdururuz. Yerim yetmediğinden bir sonraki yazımda olayın siyasi ve toplumsal analize ihtiyaç kısmını da yazacağım. Bugünlük bir duygu tercümanlığı..