Düzgün Yalçınkaya

Son Enflasyon Oranları Bize ne diyor?

Düzgün Yalçınkaya

dzgn.ylcnky@gmail.com

Enflasyonun ne olduğunu biraz inceleyelim. Enflasyon en basit tabiri ile paradaki değer kaybıdır. Teorik tabiriyle mal ve hizmet fiyatlarının, genel seviyesinde yaşanan sürekli artışlardır. Enflasyon, aslında belirli düzeylerde gerçekleşmesi durumunda faydalı bir ekonomik araçtır. Tüketim talebinin canlı tutulması için, ekonominin dinamizminin korunması için gereklidir. Şöyle örnekleyelim; elektronik ürünlerin fiyatlarının artacağı öngörüsü ile mi tüketim talebinizi hızlandırırsınız yoksa sabit kalacağı öngörüsüyle mi ? Otomobil fiyatlarının artacağı beklentisi, sabit kalmasından ya da azalacağı öngörüsünden daha fazla tüketim sağlar. Şimdi de gelelim enflasyon madem bu kadar gerekli, biz neden bu kadar şikayet ediyoruz onu açıklayalım.

Üç çeşit enflasyon var. Bunlar sırasıyla; Ilımlı Enflasyon, Aşırı Enflasyon ve Hiper Enflasyondur.

Ilımlı Enflasyon: Yıllık yüzde 1 ile yüzde 10 arasında gerçekleşir, yukarıda bahsettiğim ekonominin canlılığının sürdürülmesi için gerekli olan enflasyon çeşididir. Gelişmekte olan ülkelerin enflasyonu yıllık ortalama yüzde 4 altındadır.

Aşırı enflasyon: Yıllık yüzde 10 ila yüzde 200 arasında ki enflasyon çeşididir. Aşırı enflasyonda para elde tutulmak istenmez. Para, enflasyonun üzerinde getirisi olan gayrimenkul ya da menkul kıymetlere yatırılır. Para, döviz kurlarına karşı sürekli değer kaybeder.

Hiperenflasyon: Aylık yüzde 50’nin üzerinde gerçekleşen enflasyon çeşididir. Paranın işlevini neredeyse tamamen kaybettiği aşamadır. En bilinen hiperenflasyon örneği ikinci dünya savaşı sonrası Almanya da görülmüştür. Şöyle ki bir el arabası dolusu para ile ekmek alındığından bahsedilmektedir.

4 Aralık’ta açıklanan kasım ayı enflasyon oranları beklentinin üzerinde gerçekleşti. 2003 yılından bu yana temel alınan endekste kasım ayı tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık yüzde 1.49 oranında gerçekleşti. Beklenti ise yüzde 1.20 seviyelerindeydi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre bir önceki yılın aralık ayına göre TÜFE yüzde 11,16, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12,98 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 10,87 artış gerçekleşti. Ocak ayında açıklanacak aralık ayı enflasyon verisi ile yılı tamamlamış olacağız. Benim öngörüm aralık ayında artacak tüketim harcamaları ve risk primimizin yüksek olması sebepleriyle yıllık enflasyonun yüzde11 civarında olması yönündedir. Kasım ayı enflasyonunun beklediğimizden yüksek olması sebepleri arasında kurdan fiyatlara geçiş de söz konusudur. Dolar ve euro da kasım ayı başı ile sonu arasında ortalama yüzde4 lük bir artış söz konusu.

Enflasyon talep yönlü ve arz yönlü nedenler temellidir. Talep yönlü enflasyon, para arzının paraya olan talepten daha fazla olmasıyla ortaya çıkar. Arz yönlü enflasyon ise mal ve hizmet üretirken yapılan harcamaların artması ile ortaya çıkar. Girdi fiyatlarının yükselmesi, vergilerin artması vb. ocak-ekim arasında ki 10 aylık dönemde 61 milyar 184 milyon dolar cari açık var. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 67.8. Kalan kısmı vergilerle ya da borçlanarak, bir şekilde kapatmamız gerekiyor bu da enflasyonun sebeplerindendir. Yine TÜİK verilerine göre imalat sanayi içerisinde yüksek teknolojili ürünlerin ihracattaki payı sadece yüzde 3.8. Yani bu demek oluyor ki çok çalışıp az kazanıyoruz. Katma değer yaratmalı 10 dolar maliyeti olan bir ürünü 11 dolara değil, 20 hatta 30 dolara satmalıyız. O zaman katma değer yaratmış oluruz. Bu da bilgi ile oluyor. Türkiye gibi dinamik ve öğrenmeye açık bir ülkenin yapamayacağı bir şey değil. Cari açığı kapatmak için ileri teknoloji ile üretmek zorundayız.

Yani diyorum ki ayağa kalkın, daha çok yolumuz var, akıllıca çalışacağız.

Bilgiyle kalın.