Hulusi Yeğmen

Sürdürülebilirlik

Hulusi Yeğmen

yegmen1@hotmail.com

Sürdürülebilirlik, sosyal bilimi sivil mühendislik ve çevre bilimi ile geleceğin teknolojisi ile köprülemeye çalışan en yeni konulardan biridir. Sürdürülebilirlik kelimesini duyduğumuzda, yenilenebilir yakıt kaynaklarını, karbon emisyonlarını azalttığını, çevreyi koruduğumuzu ve gezegenimizin hassas ekosistemlerini dengede tutmanın bir yolunu düşünme eğilimindeyiz. Kısacası, sürdürülebilirlik, doğal çevremizi, insan ve ekolojik sağlığımızı koruyarak, yenilikçiliği teşvik eder ve yaşam tarzımızdan ödün vermez. Bu artan gereksinim nedeniyle, sürdürülülebilirlik son zamanlarda en popüler konulardan birisi haline gelmiştir.
Sürdürülebilirliğin ekolojik tanımı 1987’deki Brundtland Raporu’nda yapılmıştır. Sürdürülebilir kalkınma; gelecek nesillerin koşullarını olumsuz yönde etkilemeden, mevcut ihtiyaçları karşılayan bir kavram olarak tanımlamaktadır. Raporda ekonomik, sosyal ve ekolojik süreçlerin birbiriyle bağlantılı olduğu vurgulanmakta ve Rio de Janeiro’daki 1992 Dünya Zirvesi’nde popüler olan üç boyutlu konseptin temeli olmuştur. Bu kavram çevre, toplum ve ekonominin birbirine bağlı üç boyutuna dayanmaktadır. Bu, aşağıdakileri ifade eder:
  • Ekonomik, sosyal ve ekolojik süreçler birbirine bağlıdır. Hem kamu hem de özel paydaşların eylemleri izole edilmiş, tek boyutlu yönler olarak kabul edilemez; bunun yerine, çevre, ekonomi ve toplumun üç boyutu arasındaki ilişkiyi düşünmek gerekir.
  • Sürdürülebilir kalkınma, çevresel korumanın ötesinde bir anlam ifade eder. Maddi ve maddi olmayan ihtiyaçlarımızı karşılamak için ekonomik refah ve dayanışmaya dayalı bir topluma ihtiyacımız var.
  • Günümüzün eylemlerinin geleceğe etkileri, kuşaklararası yönü de dikkate almalıdır, böylece gelecek nesiller onların ihtiyaçlarını da karşılayabilir.
  • Sürdürülebilir kalkınma, ekonomik ve sosyal uyumu korurken, çevresel ve kaynak tüketimini sürdürülebilir bir düzeye düşürmek amacıyla ekonomik ve sosyal sistemimizde uzun vadeli bir yapısal değişiklik gerektirir.