Selda Gürsu

Tek yön

Selda Gürsu

gursu.selda21@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları

Neden? - 19.06.2019

Vaktizamanında - 08.06.2019

Baş üstünde yüceleceksin! - 29.05.2019

Altıncı Koğuş - 22.05.2019

Al Sana Neden! - 15.05.2019

Zihniyet - 08.05.2019

Halk İradesi - 01.05.2019

Muhalefet! - 24.04.2019

Seçim - 17.04.2019

Yargılı algı: TV’deki her şey doğrudur - 10.04.2019

Olur mu hiç? - 03.04.2019

Başarılı başarısızlık - 27.03.2019

Mükemmel Eylemin İmkansızlığı - 13.03.2019

Thomas More’un Kişiliği ve Ütopyası - 06.03.2019

Acı - 27.02.2019

Hayır diyebilmek - 20.02.2019

Eğitmeyen Eğitim Sistemi  - 13.02.2019

Duygu Terazisi - 06.02.2019

Neler Oluyor? - 30.01.2019

Trafikte De Empati - 23.01.2019

Boşa Kürek - 16.01.2019

Yazıklar olsun! - 09.01.2019

Siluet - 02.01.2019

Olacağına Var - 26.12.2018

Biraz Hasbihal -2 - 19.12.2018

Yitirmeden - 12.12.2018

Türk Dili - 05.12.2018

Özgür Düşünce - 28.11.2018

Bu kadarına da pes! - 21.11.2018

Bir Dakika - 14.11.2018

İnsan - 07.11.2018

Beyazın Getirdiği Siyahlar Hep Siyah Kalmaz - 31.10.2018

Terazi Misali - 24.10.2018

Siyaset ve Din - 17.10.2018

Tüketen kavram: Tepkili tepkisizlik - 10.10.2018

Çağımızın Teslimiyeti: Sorgulamama Batağı - 03.10.2018

Biraz Hasbihal - 26.09.2018

Distimi Hakkında - 19.09.2018

Kendine Dön - 12.09.2018

Bağımlılık - 05.09.2018

Bulimia Nevroza - 29.08.2018

Ne Çok Yalan Söylüyoruz - 22.08.2018

Aile Ne Yapmalı? - 16.08.2018

Sorgulamadan Önce Biraz Empati - 08.08.2018

İsmet İnönü’yü tanımak - 01.08.2018

Canilere Geçit Vermeyelim - 25.07.2018

Aşkınıza Sahip Çıkın - 18.07.2018

Empati, Empati, Empati! - 11.07.2018

Sağ-Sol Kavramının Tarihi - 06.07.2018

Kekemeliğe Karşı Toplumun Bakış Açısı - 27.06.2018

Siyaset tek yönlü, söylemler tek yönlü, eylemler tek yönlü, vaatler tek yönlü. Başını bir çevirenin vay haline! Birinin attığını diğeri tutuyor. Gerici düşünce verem gibi yayılıyor. İthamda bulunmayı geç, insanlar sokak röportajlarında muhabirlere konuşmaya bile çekiniyor. Bir şey bir olmamızı, bütün olmamızı engelliyor. Eller kenetleneceğine tokmağa dönüşüyor. Kimse kimseyi kendine muhatap almıyor. Herkesin yüzü adeta sirke satıyor. Seçim propaganda araçlarını görenler suratlarını ekşitiyor. Meydanlarda siyasilerin sesleri yankılanıyor. Dillendirilen vaatlere inananlar bir alkış kıyameti koparıyor, inanmayanlar zaten malumunuz. Sokakta büyük bir sükut ve gerginlik hakim. Tahammülsüzlük akıyor herkesin paçasından.
Aceleyle yürürken birinin koluna mı çarptın? Verilen tepkiyi yansıtacak kelime bulamaz insan. Biz neden böyle olduk? Neden anlayış, hoşgörü bizden uzaklaştı? Gerginliğin asıl nedeni yolunda gitmeyen yaşantı mı, yaşantıyı içinde barındıran yönetime filizlenen öfke mi?
Bu eylemler bizi ne kadar yansıtıyor bilemiyorum. Bilinmezlikler çoğaldıkça -onunla doğru orantıda- aranan cevaplar da çoğalıyor. Dediğim gibi, soru soruyu doğuruyor ama hiçbir soru cevaba götürmüyor. Her kafadan ayrı ses çıkıyor çıkmasına evet ama ana fikir aynı oldukça ifade şeklinin farklı oluşu hiçbir şeyi değiştirmiyor. Merak ediyorum, bu “aynılığın” içinde bir farklılık, bir hareketlilik olursa n’olur? Asla gerçekleşmeyecek, gerçekleşse bile eksik kalacak vaatlerin yerine, icraat sözü vermek yerine bir kere de inançtan yola çıkmayarak bir şeyler savunulsa n’olur? İyi şeyler dilemeden iyiyi görsek ve yaşasak, bir olsak, bütün olsak, kenetlensek n’olur?
Tek yönün olmayan sapağından dönülürse, ihtimalsizlikler ihtimal haline dönüşür. Ve ihtimal olduğu sürece ümit vardır. Ümidini kendi yaratan toplumların sırtı yere gelmez. Gün taşıma suyuyla değirmen döndürme günü değil, ayağa kalkıp kenetlenme günüdür! Olmazları olduransa inanç değil, özveridir.