Düzgün Yalçınkaya

Türkiye Ekonomisinde Kadının Rolü

Düzgün Yalçınkaya

dzgn.ylcnky@gmail.com

Selamlar sevgili İLKSES okurları. Bu hafta Türkiye ekonomisinde kadının rolünü irdeleyeceğiz. Türkiye de kadınların istihdama katılma oranı Kasım 2017 TÜİK rakamlarına göre yüzde 33.8. İnsanlığın doğuşuyla başlayan kadın erkek ilişkilerinde geçen binlerce yıllık sürenin ardından ortaya çıkan istihdam eşitliği yüzde 33.8 yani Türkiye de her yüz kadından 34’ü çalışırken, bu oran erkeklerde yüzde 72.1 civarında. TÜİK’in her sene kadınlar gününe özel yayınladığı, İstatistiklerle kadın verilerini ayrıntılı biçimde inceleyebilirsiniz. Ben dikkatimi çeken önemli verileri paylaşacağım.

Kadınlar nüfusumuzun yüzde 49.8’ini oluşturuyorlar. Yaşı 25’den büyük olan kadınlardan, okuma yazma bilmeyenlerin oranı yüzde 8.5. Erkeklerde bu oran yüzde 1.6.

Okuryazar olmayan kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 15,2, lise altı eğitimli kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 27,2, lise mezunu kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 33,6, mesleki veya teknik lise mezunu kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 41,4 iken yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 71,3 oldu. Eğitim durumuna göre işgücüne katılım oranı incelendiğinde, kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe işgücüne daha fazla katıldıkları görülmektedir.

TÜİK verilerinden derlediğim bu yazımda açık ve net bir şekilde görülmektedir ki eğitim olmazsa olmazımızdır. Eğitim seviyesi arttıkça statü ve saygınlıkta benzer oranda artmaktadır. Toplumsal eşitliğin olmazsa olmazı eğitimdir. Kadınlar ve erkeklerin neredeyse eşit oranda işgücü oldukları bir sektör var, tarım sektörü. Diğer sektörlerde bir erkek hegemonyası hakim. Kadına verilen değer, insana verilen değerin temelidir. Güçlü ekonominin temeli güçlü kadın istihdamından geçmektedir. Ülkemizde kanunlarla kadınlara getirilen pozitif ayrımlar kadın istihdamını olumlu ve olumsuz etkileyebilmektedir. Örneğin evlendikten sonra 1 yıl içerisinde işi, haklarını alarak bırakabilme, analık halinde ücretsiz izin, süt izni gibi olması gereken ancak işverenler tarafından zaman kaybı olarak görülebilecek haklar, kadını işgücü piyasasında alternatif haline getirebilmektedir. Bu bakış açısını yenebilecek tek bir yol vardır. Vazgeçilmez olmak. Bu da bilgiden geçer. Eğitim, günümüzde bir kadın için ekmek gibi, su gibi olmazsa olmaz bir temel ihtiyaçtır. Birde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile ilgili bir ekleme yapacağım; Kadınlarımız bir günden fazlasını hak ediyorlar. İyi ki her zaman vardınız. Hakkınızı nasıl öderiz bilmiyorum. Bizi affedin de diyemiyorum.

Sevgili kadınlar,

Bilgiyle kalın.