Doç.Dr. Nezir Akyeşilmen

TÜRKİYE TOPLUMUNUN BARIŞ KAPASİTESİ

Doç.Dr. Nezir Akyeşilmen

nezmen@yahoo.com

Yazarın Diğer Yazıları

Trump Yönetimi Dünya Düzenine Bir Tehdit Mi? - 02.07.2018

Suriye’de Büyük Savaş Kapıda mı? - 18.06.2018

Demokrasi Neden Önemli? - 11.06.2018

Bilim ve Özgürlük - 04.06.2018

Küresel Adalet Mümkün mü? - 28.05.2018

Siber Uzay ve Küresel Güç Dengesi - 21.05.2018

Çevre Nasıl Korunacak? - 30.04.2018

Yeni Bir Soğuk Savaş Mümkün mü? - 02.04.2018

Birleşmiş Milletler Ne İşe Yarar? - 13.03.2018

Suriye’de Barış Hala Mümkün mü? - 05.03.2018

Cahilliğin Anatomisi ve Radikalizm - 26.02.2018

Yararlı Çatışmalar-1 - 19.02.2018

Ahlak İnsan Haklarında Nerede Duruyor? - 12.02.2018

Orta Doğu’da İnsan Hakları - 05.02.2018

Black Mirror : İnsanlığın Geleceği Karanlık mı? - 15.01.2018

Yeni Bir Soğuk Savaş mı? - 08.01.2018

Siber Güvenlik, Küresel Güvenlik ve Ahlak - 01.01.2018

Silahla Barış Olur mu? - 25.12.2017

Küresel Yönetişim Sorunu: Anarşik Dünya - 18.12.2017

Kudüs Kararı ve Uluslararası İlişkilerde İslam Dünyası - 08.12.2017

Ortadoğu’da Yeni Düzen: Rusya’nın Geri Dönüşü mü? - 04.12.2017

Orta Doğu’da Tarihin Geri Dönüşü - 27.11.2017

Ortadoğu’ya Barış Ne Zaman Gelir?-2 - 23.11.2017

Orta Doğu’ya Barış Ne Zaman Gelir? -1 - 14.11.2017

Uluslararası İlişkilerin Güvenlikleştirilmesi - 30.10.2017

Ortadoğu’da Barış Olur mu? - 16.10.2017

Ortadoğu’da Neden Hep Savaş Var? - 10.10.2017

Ahlak Bir Bütün müdür? - 05.10.2017

Sürdürülebilir Barış Mümkün mü?-2 - 05.10.2017

Sürdürülebilir Barış Mümkün mü?-1 - 05.10.2017

Rohingyalılar ve Uluslararası Sistem - 05.10.2017

Barcelona Saldırıları, Küreselleşme ve İnsanın Kıyameti... - 05.10.2017

Suriye Barışı ve Bölge Barışı   - 05.10.2017

Darbecilikle Mücadele Üzerine - 05.10.2017

Ortadoğu’da Siyaset, Deve-Hendek Misali - 05.10.2017

Sosyal Medya, Gettolaşma ve Radikalizm - 05.10.2017

Dış Politika ve Komplo Teorileri - 05.10.2017

Liberaller Hoşgörülü mü? - 05.10.2017

Türkiye’de Dindarlar ve Çoğulculuk - 05.10.2017

Makedonya Krizi: Balkanlaştıramadıklarından mısınız! - 05.10.2017

Ferisilik: “Ahlaksız Dindarlık” mı, Ahlaksız Dincilik mi? - 24.04.2017

Trump Doktrini ve Yeni Dengeler - 10.04.2017

Küresel Barış Nereye? - 27.03.2017

Küresel Demokrasi Nereye Gidiyor? - 20.03.2017

Post-DEAŞ Orta Doğu Düzeni? - 06.03.2017

Orta Doğu'da Trump İkilemi - 27.02.2017

Orta Doğu'da Barış Neden Zor? - 20.02.2017

Evet mi? Hayır mı? - 13.02.2017

Trump'ın Seyahat Yasağı ve Uluslararası Hukuk - 06.02.2017

Küresel Post Demokratik Distopya! - 23.01.2017

BM'nin Yeni Genel Sekreteri Guterres ile Suriye Barışı Mümkün mü? - 16.01.2017

Siber Çatışmalar ve Dünya Çatışma Trendi - 10.01.2017

Orta Doğu ve Küresel Hegemonya Mücadelesi - 26.12.2016

Suriye'de Barışın İmkanları - 19.12.2016

Tek Kutuplu Dünya Düzeninin Sonu mu? - 12.12.2016

Din ve İnsan Hakları Perspektifinden Küresel Fakirlik - 05.12.2016

İnsan Hakları ve Küresel Fakirlik - 28.11.2016

İnsan Hakları Neden Önemli? - 21.11.2016

Trump Doktrini: Önce Ekonomi, Sonrası Allah Kerim - 14.11.2016

Siber Güvenlik ve Özgürlük - 07.11.2016

İslamofobya ile Mücadele - 31.10.2016

Musul Operasyonu: Ortadoğu'nun Kader Anı? - 24.10.2016

Nezir Akyeşilmen - 17.10.2016

Nezir Akyeşilmen - 17.10.2016

Ortadoğu Barışı - 10.10.2016

Türkiye ve Siber Politika - 03.10.2016

Vicdan, Ma'ruf ve Dünya Barışı - 26.09.2016

Cemaatlerin Şeffaflaşması Caiz midir? - 19.09.2016

15 Temmuz Demokrasi Haftası - 12.09.2016

Birleşmiş Milletler (BM) Bugün Neden Sessiz? - 29.08.2016

Ortadoğu'da Değişen Dengeler - 22.08.2016

Dış Politikanın Yeni Rotası...? - 15.08.2016

Büyük Bir Demokratikleşme Reformu: Askere Sivil Denetim - 08.08.2016

12 Mart’tan 15 Temmuz’a, Tehditten Propagandaya “Darbelerin Dili” - 01.08.2016

Küçük Cihattan Büyük Cihada,Darbe ile Mücadele Süreci - 25.07.2016

Ne Darbe, Ne Darbe! - 18.07.2016

Suriyelilere Vatandaşlık Tartışmaları ve Ahlaki Sorumluluk - 11.07.2016

Yeni Bir Barış Süreci Mi? - 04.07.2016

Türkiye Toplumunun Barış Kapasitesi: Kimlere Ne Görevler Düşüyor? - 27.06.2016

İnsan Nedir? - 20.06.2016

Uluslararası İlişkiler, Zulümat ve Nur - 13.06.2016

Ramazan, Ahlak ve Seviye - 06.06.2016

Post-Demokratik Bir Dünyaya Doğru - 30.05.2016

Hak Savunuculuğu: Kimlikler ve İlkeler - 23.05.2016

İslam Demokrasiyi mi Yoksa Diktatörlüğü mü Öngörüyor? - 16.05.2016

İnsan Haklarının Düşüşü mü? - 09.05.2016

Küresel Fakirlik ve Bireysel Ahlaki Sorumluluğumuz - 02.05.2016

AK Parti’nin Fabrika Ayarları ve Kürt Sorununa Çözüm - 25.04.2016

İslam Alemi Dünya Politikasında Etkisiz Eleman mı? - 18.04.2016

Kalıcı Barış Ne Zaman Olur? - 11.04.2016

Organik Siyaset - 04.04.2016

Küresel Barışın Anahtarı: İnsani ve Ahlaki Değerler Eğitimi - 28.03.2016

Barışın Kimyası: İnanç ve Ahlak - 21.03.2016

Barışa Son Veren Barış - 14.03.2016

Avrupa Birliği ve Demokratikleşme: Orta ve Doğu Avrupa Tecrübesi - 07.03.2016

Düşünceyi Öldürmek - 29.02.2016

Sahil-i Selamete Nasıl Varılır? - 22.02.2016

Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Barış - 15.02.2016

Yeni Sürecin Şifreleri: Sessiz ve Derinden - 08.02.2016

Cenevre III Görüşmelerinden Barış Çıkar mı? - 01.02.2016

Küresel Barış: Tehditler ve Fırsatlar - 25.01.2016

Türkiye Dindarlarının Üç Tarz-ı Siyaseti - 04.01.2016

Medeniyet Eğitimim, Rasyonalite ve Duygusallık - 28.12.2015

Barış İçin Tek Yol? - 21.12.2015

Kürt Siyaseti ve Çoğulculuk - 14.12.2015

Özgürlük Katili - 30.11.2015

Din ve İnsan Hakları Perspektifinden Ayrımcılıklar - 23.11.2015

Barış Hakkı, Toplumsal Barış ve Farqin Ya da Silvan - 16.11.2015

Özgürlük - Güvenlik Dengesi? - 09.11.2015

KASABADAKİ TEK OYUN DEMOKRASİ Mİ? - 02.11.2015

SURİYE'DE BARIŞÇIL ÇÖZÜM MÜ? - 26.10.2015

AHMAK SİYASETİ - 19.10.2015

YENİ DENKLEMDE TÜRKİYE’NİN SURİYE POLİTİKALARI - 12.10.2015

- 12.10.2015

YA YENİDEN BARIŞ VE PROAKTİF BİR DIŞ POLİTİKA, YA DA... - 05.10.2015

- 05.10.2015

TÜRKİYE OTORİTERLEŞİYOR MU? - 21.09.2015

TÜRKİYE OTORİTERLEŞİYOR MU? - 21.09.2015

KRİZİ ÇÖZMENİN ANAHTARI:BARIŞ DİLİ - 14.09.2015

AYLAN KURDİ VE İNSANLIK ONURU - 07.09.2015

AK PARTİNİN FABRİKA AYARLARI VE KÜRT SORUNU - 31.08.2015

Barışın Önündeki Engel? - 24.08.2015

Barışa Giden Yol?-2 - 19.08.2015

Barışa Giden Yol?-1 - 17.08.2015

Dağ ile Saray Arasına Sıkışan Çözüm Süreci - 10.08.2015

SAVAŞ OYUN DEĞİLDİR BEYLER! - 03.08.2015

ÇOK YANLIŞ HAREKETLER BUNLAR - 27.07.2015

BARIŞIN YOLU SÜRECİN KURUMSALLAŞMASINDAN GEÇER - 20.07.2015

Olası Suriye Müdahalesinin Uluslararası Hukuk Yansımaları - 13.07.2015

BARIŞ SÜRECİ VE ULUSLARARASI SİSTEM - 06.07.2015

PSİKOPAT AHLAKI VE YEŞİL KEMALİSTLER - 22.06.2015

BENİM IRGATIM SENİN BİDON KAFAYI DÖVER FAKAT HALK BUNA İZİN VERMİYOR   - 15.06.2015

- 15.06.2015

SİYASET ÜLKEMİZDE NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ? - 08.06.2015

Siyasi Partilerin Seçim Beyannamelerinde Kürt Sorunu: Kavramsal Bir Analiz - 01.06.2015

BARIŞ SÜRECİNİN GELECEĞİ? - 25.05.2015

BAZI TOPLUMLAR NEDEN İNSAN HAKLARINA SAYGI DUYMAZLAR? - 11.05.2015

NASIL BİR BAŞKANLIK SİSTEMİ TARTIŞMASI? - 20.04.2015

SEÇİM BARAJI: KİTLESEL BİR İNSAN HAKLARI İHLALİ - 13.04.2015

BARIŞ SÜRECİNDEN KİM NE ANLIYOR? - 06.04.2015

ORTADOĞUDA DİN SAVAŞLARI MI? - 30.03.2015

SURİYE VE IRAK ÇATIŞMALARINDA YENİ RİSKLER - 23.03.2015

DEĞERLİ ÇÖZÜMSÜZLÜK - 16.03.2015

HER İKTİDAR KENDİ STATÜKOSUNU OLUŞTURUR - 09.03.2015

MGK Bildirilerinde çözüm süreci - 02.03.2015

Siyaset ve Şiddet İlişkisi Üzerine - 23.02.2015

BARIŞ SÜRECİNDE KRİTİK BİR AŞAMA: ÇÖZÜM İSE...(?) - 16.02.2015

Siber (Uluslararası(!) Düzen ve Siber Barış - 12.02.2015

Diktatörlük Neden Ahlak Dışıdır? - 02.02.2015

DEĞER-YÜKLÜ DIŞ POLİTİKA : TUTARLILIK VE KAPSAYICILIK - 26.01.2015

İYİLİK BULAŞICI MI? - 19.01.2015

İSLAMOFOBİK İSLAMCILAR - 12.01.2015

Özgürlük Yolunda Ödenmiş Bedeller: Köpekler de Ağlar mı? - 05.01.2015

Ortadoğuda Post-Modern Bir Katalizör: (IŞ)İD - 29.12.2014

SİVİL BİR ANAYASA MÜMKÜN MÜ? - 22.12.2014

SİVİL BİR ANAYASA MÜMKÜN MÜ? - 22.12.2014

Zorunlu Din Dersi ve Zorunlu Baş Açma: Kardeş İkili - 15.12.2014

MİLLİ EĞİTİM ŞURASI: EĞİTİMDE VESAYETİN ARACI - 08.12.2014

Eşeğin Özgürlüğü - 01.12.2014

BARIŞ HAKKI : TOPLUMSAL HUZURUN KAYNAĞI - 24.11.2014

KOBANE'DEN SONRA BARIŞ SÜRECİ - 10.11.2014

"Ben DEVLETİM!" Zihniyeti! - 03.11.2014

BARIŞ SÜREÇLERİ: RİSKLER VE ÖNLEMLER - 27.10.2014

Ortadoğu'da Değersiz Bir Yalnızlığa Doğru - 20.10.2014

Kobané Olayları: Başarısız Bir Kriz Yönetimi Örneği - 13.10.2014

ÇATIŞMA DİLİ VE ÇÖZÜM SÜRECİ - 06.10.2014

BARIŞ EĞİTİMİ VE ÇÖZÜM SÜRECİNİN GELECEĞİ - 01.10.2014

IŞ(İD)İZM : DÜNYAYA VE İSLAMA TEHDİT - 23.09.2014

TÜRKİYE’NİN ORTADOĞU POLİTİKALARINDA DOĞRULAR VE YANLIŞLAR - 15.09.2014

NATO ve Dünya Barışı: Irak ve Ukrayna - 08.09.2014

Yeni Türkiye'nin Askeri Vesayetle İmtihanı! - 01.09.2014

Yeni Ak Parti, Yeni Türkiye! - 29.08.2014

(İŞ)İD: KABİLİN ORDUSU - 19.08.2014

(ULUS) DEVLETTE SONA DOĞRU MU? - 04.08.2014

DEMOKRASİ KİME OY VERECEK? - 28.07.2014

Obama Doktrini: Yurtta Susmak, Cihanda Susmak - 21.07.2014

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER VE DÜNYA BARIŞI - 14.07.2014

DÜŞÜNEN HAYVAN? - 07.07.2014

AMERİKA BAĞIMSIZ KÜRDİSTAN'A KARŞI MI? - 30.06.2014

Musul Sonrası Irak’ta Çözüm Önerileri - 23.06.2014

BAĞDAT HARABELERİNDE YENİ BİR IRAK MÜMKÜN MÜ? - 16.06.2014

HALKLARIN KENDİ KADERİNİ TAYİN HAKKI İLE İLGİLİ KAVRAMSAL BİR DEĞERLENDİRME - 09.06.2014

Gezi, Gazi mi Oldu? - 02.06.2014

Kemalist Eğitim Ne Üretir? - 26.05.2014

İDEAL TOPLUM? - 19.05.2014

SOYKIRIM SÖZLÜĞÜ - 12.05.2014

1982 ANAYASASININ NE KADAR DA SEVENİ VARMIŞ! - 05.05.2014

90 Yıllık Demokrasi(!) Nerede? - 24.04.2014

Seçim Sistemi ve Demokratikleşme - 23.04.2014

Türkiye hangi dünya liginde? - 23.04.2014

 

Toplumsal ilişkiler, farklı girdilerin etkisiyle ya barışçıl ya da çatışmalı olabilir. Çatışmacı bir kültüre sahip toplumlarda ilişkiler daha fazla çatışmacı bir trend izlerken, barışçıl kültürlerde barışçıl ilişkilerin daha fazla olduğu görülmektedir. Türkiye toplumuna bakıldığında tarihsel ve siyasal kültür hatta sivil kültür bile çatışma temelli bir anlayışa dayanıyor. Bu nedenle, sorunlarını barışçıl yollarla çözmek yerine çatışma ile çözmeyi yeğlemektedir. Hatta çatışma gerektirmeyen rekabeti bile çatışma zeminine çekerek onunla baş etmeyi tercih etmektedir. Bu çatışmacı kültür belki tarihin belli dönemlerinde fayda sağlamış gibi görünse bile, günümüzde artık miadını doldurmuştur. Fakat Türkiye'deki aktörler hala bunun farkında değiller gibi.

Çatışmacı kültürün etkisinde olan toplumlarda da doğal olarak barışçıl ilişkilerin gelişmesine katkı yapan aktörler vardır. Bu aktörler belki çatışmayı engelleme kapasitesine sahip değiller fakat barışçıl ilişkilerin gelişmesine kendi güçleri mesabesinde katkı yapabilirler. Gruplar arası barışın inşasında önemli rol alan bu aktörler bireyler olabileceği gibi kurumlar da olabilirler. Bunların başında evrensel ilkeler ve hakkaniyet ölçüsünde işleyen bir adalet sistemi, tarafsız kolluk ve polis teşkilatı, öğretmenler, akademisyenler, din görevlileri, sanatçılar, yaşlılar ve sivil toplum kuruluşlarıdır. Bu aktörlerin barış temelli söylem ve eylemleri bir toplumun barış kapasitesini ve sürdürülebilir bir barış inşa etme iradelerini belirler.

Türkiye'de barış kapasitesini belirleyen aktörler incelendiğinde, örneğin adalet sistemine bakıldığında, devletin üç temel erkinden biri olmasına rağmen, önemli oranda ve tarih boyunca siyasetin ve belli güç odaklarının etkisinde ve hatta güdümünde olduğu görülmektedir.  Bu ülkede özellikle siyasi davalarda karar önceden büyük oranda tahmin edildiği gibi güç temelli bir yönde çıkmaktadır. Devlet odaklı ve güç temelli bir anlayış adalet sistemini ve yargıçları teslim almış durumdadır. Yargıçların ilkokuldan üniversiteye aldıkları eğitimin bunda önemli bir rol oynadığını hatırda tutmakta fayda var. TESEV tarafından yargıçlarla yüz yüze yapılan bir ankette yargıçların %65'i devlet çıkarı adalet ya da haklarla çakışırsa devlet çıkarına göre karar vereceklerini ifade etmiştir. Aynı şekilde, Türkiye'den Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine giden davaların %65'inden fazlasında insan haklarına aykırı karar verildiği istatistiklerle sabittir. Kısacası, toplumda adalet ve hakları sağlamak ve korumakla görevli yargı sistemi, asli görevini ihmal ederek devleti ve onun çıkarlarını öncelemekte beis görmemektedir. Bundan da vahim olan, zaman zaman adaletin devlet içinde belli güç odaklarının çıkarları ve telkinleri doğrultusunda hareket ettiği de bir vakıadır. 28 Şubat döneminde askerlerden brifing alan yargıçlar, KCK ve Ergenekon gibi siyasi davalarda hakemlik yerine ideolojik bir taraf gibi davranan mahkemeler ve parti kapatmalarda cevval olan yargı, toplumsal barış inşa etmede sınıfta kalan kurumların başında gelmektedir. Bu ülkede sürdürülebilir bir barış inşası ve toplumsal barış kapasitesinin arttırılması için adaletin evrensel ölçeklerde işleyebilen bir yapıya kavuşturulması esastır.

İkincisi, polis ve jandarma gibi kolluk kuvvetleridir. Bunların da toplumsal olaylarda çoğu zaman taraflı ve ideolojik davrandıkları görülmektedir. Yine bunların önemli bir kısmı toplumsal kesimlere davranış konusunda ayrımcılık yaparken, toplumsal kesimleri algılamaları yönüyle de ayrımcı davranabiliyorlar. Aslında Polis Akademisinde eğitim görenler, derinlikli bir insan hakları eğitimi almalarına rağmen, o eğitimi verenlerin önemli bir kısmı sadece insan hakları bilgisi vermekle yetinmekte ve bir insan hakları anlayışını vermekten kaçındıklarından polislerin adaletli ve hakkaniyetli davranmasını sağlayamamaktadırlar. Eğiticiler aslında barışçıl ilişkilerin gelişmesinde önemli rol almaları gereken kişilerken, askeriye ve kolluk eğitiminde görev alanların önemli bir kısmı daha ziyade ideolojik bir dayatma içine girmektedir. Polislerin hakkaniyetli davranamamasının diğer önemli bir sebebi, üstten aldıkları "bu işi halledin" şeklindeki emirlerdir. Belki daha barışçıl ve hakkaniyetli olan kişiler bile, böyle bir emir karşısında farklı davranış biçimleri geliştirebilmektedir.

Öğretmenler, akademisyenler ve din görevlileri de büyük oranda bu işlevlerini yerine getirememektedirler. Bir kısmı, temel görevlerini resmi ideolojinin bekçiliğini yapmak olarak algılarken, bir kısmı yetersiz eğitimden ileri gelen bir inisiyatif alamama ve bir kısmı da ideolojik sınırlarını aşamadığından barış inşa fonksiyonlarını icra edememektedirler. Üniversitede bile resmi ideoloji ve lise tipi eğitimi sürdüren tonla akademisyen bulunmaktadır. Daha önemlisi, YÖK Kanunu zaten üniversitenin öncelikli amacının resmi ideoloji çizgisinde gençlik yetiştirmek olduğunu ifade etmektedir. Alt kademedeki eğitim zaten resmi ideolojinin karargahı olarak tasarlanmışlardır. Diyanet devletin ideolojik bir aygıtı olarak kurulurken, din görevlilerini de bu görevi ifa edecek şekilde kontrol etmekte ve yönlendirmektedir. “Cuma hutbelerinde insan hakları” başlıklı araştırmada diyanetin cuma hutbelerinde milli konuları dini konulardan beş kat daha fazla vurguladığı tespit edilmektedir. yani camiler yeşil boyalı bir resmi ideolojiyi cemaate anlatmayı bir görev olarak bilmektedir. Kısacası, öğretmenler, akademisyenler ve din görevlileri de barışçıl ilişkileri inşa etme konusunda görevlerini hakkıyla yapamamaktadırlar. Bunun için devlet zaten insan hakları hukukunda suç olan ideolojik eğitimden vazgeçmeli, akademisyenler akademik özgürlüğünü kullanmaktan kaçınmamalı ve din görevlileri de sadece dini saf bir şekilde anlatacak özgürlüğe ve serbestliğe kavuşturulmalıdır.

Son olarak sivil aktörler olan sanatçılar, yaşlılar ve sivil toplum kuruluşlarına bakıldığında ise, diğer aktörlere kıyasla bunların görevlerini çok daha iyi yaptıkları söylenebilir. Belki bunlardan da %100 bir kapasite beklemek zordur fakat bu toplumun barış kapasitesini gerçek anlamda yansıtan ve belirleyen temel aktörlerin bunlar olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Özetle, Türkiye toplumunun barış kapasitesi maalesef bu kapasiteyi oluşturan aktörlerin zayıflığı ve isteksizliği nedeniyle oldukça düşüktür. Bu nedenledir ki bu toplum, sorunlarını barışçıl yöntemlerle çözme iradesini geliştirememektedir. Bu nedenledir ki 100 yılı aşkındır süren bir sorunu çözmek için başlatılan bir süreç bile, üç-beş oya feda edilebilmektedir. Bu nedenledir ki toplumun savaş, ötekileştirme ve düşmanlaştırma edebiyatı oldukça güçlüdür. Bu nedenledir ki, toplumun ahlaki ve mantıki tutarlılığı zayıftır.

Çözüm ise, yukarıda sözü edilen aktörlerin asli görevlerini yerine getirecek kapasiteye ulaşmalarındadır.