Sıla Arsel

Türkiye’nin Toryum Rezervi

Sıla Arsel

sila.arsel.96@hotmail.com

Yazarın Diğer Yazıları
Yaklaşık 4 bin 400 maden yatağına sahip Türkiye’mizin bünyesinde, çeşitlilik ve rezerv açısından oldukça zengin maden kaynakları bulunmaktadır. Bunlardan hayati olarak önem taşıyanlar arasında; toryum, bor, mermer, manyezit, lityum, sodyum sülfat, zeolit, trona, feldispat vb. madenlerimiz bulunmaktadır. Neden hayati önem taşır dedik şimdi biraz daha açalım konumuzu. Bu konuda unutulan geçmişlerimizden biri Prof.Dr. Engin Arık hocamız ve ekibidir. Hafızamızı yoklayalım. Türkiye yakın geçmişte, sahip olduğu toryum zenginliğinden dolayı nükleer güç kullanımı için yeri dolmayacak altı değerli bilim insanımız ile birlikte harekete geçmişti. İçlerinden European Organization for Nuclear Research’de yani CERN’de de görevli olan Prof.Dr. Engin Arık ile birlikte Özgen Berkol Doğan, Engin Abat, Prof.Dr. Şenel Fatma Boydağ, Doç.Dr. İskender Hikmet ve Mustafa Fidan’ın da bulunduğu uçak, nedeni bilinmeyen sebeplerden ötürü Isparta’nın Keçiborlu İlçesi yakınlarına düşmüştü. 2007 yılında Prof.Dr Engin Arık verdiği bir demeçte; “Türkiye’nin toryum yatakları hemen hemen dünyanın en zengin yatakları. Yani Türkiye enerji ihtiyacını senede 50 ton toryumla karşılayabilir. Buna mukabil yani bir ton toryumu enerjiye dönüştürdüğümüzde elde ettiğimiz enerji ile bir milyon ton petrolün enerjisi eşdeğer. İnşallah bu kuracağımız Türk hızlandırıcı merkezinde de bir Proton hızlandırıcısı düşünülüyor. Bu da ileride belki bir prototip toryum Nükleer Santrali yapmamız için ön çalışmalara olanak sağlar” demişti. Ardından 30 Kasım 2007 tarihinde bilimsel programa gitmek üzere bindikleri uçağın şüpheli düşüşü gerçekleşti ve Türkiye olarak 6 değerli bilim insanımızı kaybettik.
Büyük bir servetin üzerinde oturduğumuzu değerli hocamız dile getirdi ama belki biz onu hiç anlayamadık. Artık anlama zamanımız gelmeli ve bu gidişe bir yön vermeliyiz. Günümüzde yaşasalardı eğer, şu an 12 yıllık bir araştırma geçmişinde dünya devleri arasında kendimize bir koltuk bulacaktık. 1953’te savaştan çıkmış Güney Kore’yi ve şimdisini düşünelim. Savaştan çıktı. Beş yıllık kalkınma planları hazırladı, adım adım başarılara imza attı. Ardından 1973’te Ağır ve Kimyasal Sanayileşme Programına başlayan Güney Kore ilk çelik fabrikası ve ilk modern tersanesiyle günümüzde bu seviyeye ulaştı. Şimdi ise dünyanın en büyük ekonomik güçleri arasında 11. sırada yer almakta. İnsanlar sadece akıllarını kullandı ve bütünlük içerisinde hareket ettiler. Bizse bu ekonomi savaşında dünya devletleri arasında 17. sıradayız. Hadi geriye kalan bütün madenleri bir tarafa bıraksak bile bizde koskocaman Toryum madeni var. 2007’den bu yana 12 yıl geçti. Biz bu konuda ne yaptık? Ne yazık ki en değerli hazinelere sahip biz, yerimizde sayıyoruz. Doğal zenginliklere sahip ülkemiz Türkiye, dünya toryum rezervlerinde 2. sırada yer almaktayken değerli Engin hocamızın ön çalışmalarını yaptığı bu proje, yüksek teknolojiye atılan devasa bir adım olacaktı. Günümüzde Türkiye, yıllık doğalgaz tüketiminde haliyle ithalatında her yıl rekordan rekora koşmaktadır. 50 milyar metreküpün üzerinde bir ithalatımız söz konusudur. Maalesef petrol ithalatında da bir hayli zirvede yer alıyoruz. Halbuki bu milyonluk, milyarlık ithalatlar yerine “kendi hammaddemiz” toryum ile Türkiye’mizin bütün elektrik ihtiyacını karşılayabilecek konumdayız. İmkansızlıklar içinden doğan Güney Kore örneği gibi basit düşünelim. Tek bir farkla, zengin Türkiye örneğiyle. Bizim imkanlarımız var, neden bu imkanları işlemeyelim? Bilim adamlarımız üretse bile uygulamaya geçirmeye çalıştığımızda ne oluyorsa hep bir engelleniyor. Yok uçak düştü, karada gemi çarptı, denizde araba... Bilim insanlarımızı sokaktan toplamıyoruz hep böyle ölüm korkusuyla mı yaşayacaklar? Türkiye’mizin kapısını açan anahtar toryum olacaktır. Bizim zamanımız geldi. Bunun için Cumhurbaşkanımızın, ülkemizin kalkınma planlarında bu konuya da mutlaka yer ayıracağını düşünüyorum. Geçmişte hazine ve maliye bakanımız bor madeni üzerinde durmuştu. Boru elektronikte, tarımda, tıpta, yakıtta, kısaca çeşitli sanayi alanlarında kullanabiliriz. Geçmişte güzel adımlar attık elbette. Türkiye’deki ilk Lityum İyon Silindirik Pil Üretim Tesisinin kurulacağının bu konuda adımlar atıldığının haberini aldık. Buna ek olarak Türkiye’de yüksek teknoloji bor karbür tesisinin Balıkesir’de kurulacağının da sözünü aldık. Aynı zamanda Hazine ve Maliye Bakanımızın bir konuşmasında; “Türkiye’yi enerji ve maden teknolojilerinde önemli bir merkez üssü haline getirme hedefimiz var” dediğini biliyoruz. Bunlar atılması gereken ve atılacak olan güzel atılımlar. Ama bizi asıl nefessiz bırakan şey, aort kadar önemli madenimiz toryumun göz göre göre tıkalı kalması... Hiç bir bilim insanımız şüpheli kaza sonucu ölmek için doğmuyor Türkiye’mize, bu korkuyla yaşamamalılar. Bu konuda cumhurbaşkanımızın bilim insanlarımıza desteğini esirgemeyeceğini güvenlik önlemlerini en üst düzeye çıkaracağını onları bu konuda daha çok yüreklendireceğini düşünüyorum. Bir ülkeyi yükselten en önemli şey akıldır. Bilim insanlarımızın korkusuz düşüncelerine, ölümsüz buluşlarına ihtiyacımız var.