Selda Gürsu

Vaktizamanında

Selda Gürsu

gursu.selda21@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları

Daha Neler! - 07.08.2019

Biraz Hasbihal-3 - 31.07.2019

En çok yapılan tıbbi hatalar – 3 - 24.07.2019

Medikal Malpraktis/ Aşı - 2  - 17.07.2019

Medikal Malpraktis - 10.07.2019

Türkiye’de Doktor Olmak - 03.07.2019

Yalan Değil! - 27.06.2019

Neden? - 19.06.2019

Baş üstünde yüceleceksin! - 29.05.2019

Altıncı Koğuş - 22.05.2019

Al Sana Neden! - 15.05.2019

Zihniyet - 08.05.2019

Halk İradesi - 01.05.2019

Muhalefet! - 24.04.2019

Seçim - 17.04.2019

Yargılı algı: TV’deki her şey doğrudur - 10.04.2019

Olur mu hiç? - 03.04.2019

Başarılı başarısızlık - 27.03.2019

Tek yön - 20.03.2019

Mükemmel Eylemin İmkansızlığı - 13.03.2019

Thomas More’un Kişiliği ve Ütopyası - 06.03.2019

Acı - 27.02.2019

Hayır diyebilmek - 20.02.2019

Eğitmeyen Eğitim Sistemi  - 13.02.2019

Duygu Terazisi - 06.02.2019

Neler Oluyor? - 30.01.2019

Trafikte De Empati - 23.01.2019

Boşa Kürek - 16.01.2019

Yazıklar olsun! - 09.01.2019

Siluet - 02.01.2019

Olacağına Var - 26.12.2018

Biraz Hasbihal -2 - 19.12.2018

Yitirmeden - 12.12.2018

Türk Dili - 05.12.2018

Özgür Düşünce - 28.11.2018

Bu kadarına da pes! - 21.11.2018

Bir Dakika - 14.11.2018

İnsan - 07.11.2018

Beyazın Getirdiği Siyahlar Hep Siyah Kalmaz - 31.10.2018

Terazi Misali - 24.10.2018

Siyaset ve Din - 17.10.2018

Tüketen kavram: Tepkili tepkisizlik - 10.10.2018

Çağımızın Teslimiyeti: Sorgulamama Batağı - 03.10.2018

Biraz Hasbihal - 26.09.2018

Distimi Hakkında - 19.09.2018

Kendine Dön - 12.09.2018

Bağımlılık - 05.09.2018

Bulimia Nevroza - 29.08.2018

Ne Çok Yalan Söylüyoruz - 22.08.2018

Aile Ne Yapmalı? - 16.08.2018

Sorgulamadan Önce Biraz Empati - 08.08.2018

İsmet İnönü’yü tanımak - 01.08.2018

Canilere Geçit Vermeyelim - 25.07.2018

Aşkınıza Sahip Çıkın - 18.07.2018

Empati, Empati, Empati! - 11.07.2018

Sağ-Sol Kavramının Tarihi - 06.07.2018

Kekemeliğe Karşı Toplumun Bakış Açısı - 27.06.2018

Vaktizamanında garip ama onurlu halkı olan bir ülke varmış. Halkın tek geçim kaynağı tarımmış. Ülkeye tüccarlar arada gelir gider, onlardan mal alıp yine onlara mal satarmış. Bir süre sonra ülkenin hükümdarı ölünce yerine kimin geleceği cereyan etmeye başlanmış. Halkın bağrından kopan bir genç öne çıkmış. Kimsenin yapamadığını yapıp insanlarla iyi ilişkiler kurmuş, onlara sözler vermiş. Sözleriyle halkı o kadar derinden etkilemiş ki, halkın gözü ondan başkasını görmez olmuş. Gel zaman git zaman tahta çıkma töreni gerçekleştikten sonra ülkede ilk yıllarda her şey yolunda gitmiş. Yerini garantilediğini düşünen hükümdarın hamleleri bir bir yerini bulunca sırtını tahtına yaslayıp zevk ve sefaya dalmış. Kapısını kim çalıyorsa eli boş, gönlü kırık yollamış. Ülkenin dört bir yanına şato ve asma bahçeler düzmüş. Halkın tarım arazilerini ellerinden alıp kendi üzerine geçirmiş, onlara köle gibi davranmış, onları saymamış. Komşu ülkelerin yardım çağrısına hiç kulak asmamış, fetih hareketlerini durdurmuş. Halk ağır vergilerin altında büzülürken geçim kaynaklarından gelir elde etmelerine izin vermemiş, onların orada çalışmalarını zorunlu kılmış. İsyanlar yayılmaya başlayınca gözdağı vermek için toplu katliamlar yapılmış; kim ağzını açıp saraya muhalefet davranıyorsa hepsini ağır cezalarla cezalandırılmış. O ülke artık "esaret" adıyla anılır olmuş. Halk fakirleştikçe hükümdar zenginleşiyor; halk süründükçe hükümdar yükseliyormuş. İçlerinden hiçbirinin ses çıkarmaya cesareti yokmuş. Çünkü esaret cesareti söküp koparmış. Zamanla hükümdar hem kendinin hem yurdunun, hem halkının sonunu hazırlamış. Düzene kaldırılmayan başın sonu işgal ve kanla yazılmış. Zevk ve sefa yüzünden bir yurt talan edilmiş, onurdan eser kalmamış, şeref sözcüğü artık tarihe karışmış. 
Oysa bir kişi, bin kişi olabilirdi. Bir can, bin cana feda edilebilirdi. Bir yurt sevgisi, bin samimiyetsiz sevgiye bedel olabilirdi. Alınan sözlerin hesabı sorulup hakimiyetsiz (!) hakimiyete nasırdan eller tokmak olabilirdi!
O halkın yaşadığı pişmanlık son nefesinden sonra bile devam etmiş. Öyle ki fetheden hükümdar oradaki tahta oturunca ruhu etinden çekilir gibi olmuş. Geceleyin sokak lambalarının yanından geçen kara gölgeler yüzyıllar boyunca görülmüş. Yara kabuk tutmamış, pişmanlık hiçbir şeye merhem olmamış...