Selda Gürsu

Yargılı algı: TV’deki her şey doğrudur

Selda Gürsu

gursu.selda21@gmail.com

Bir şeyin doğruluğu, o şeyin çoğunluk tarafından benimsenmesine, anlatılmasına mı bağlıdır okurlar? Kaynak doğrulamayı kaç kişi doğru dürüst biliyor ve uyguluyor, çok merak ediyorum açıkçası. Dikkatinizi çekerim, yalnızca “biliyor” demedim. “Biliyor ve uyguluyor” dedim. Peki ya neden? Bildiğimiz şeyleri uygulamaya erindiğimizden tabii!
Medya, tabiri caizse akıntıyı yönlendiren levhadır. Levha ne tarafa yöneltilirse insanlar da o yönde eylemlerde bulunur. Peki medyayı yönlendirenler kim, hiç düşündünüz mü? Ne düşünmenize karar veren mekanizma da kim? Bir haberi, olayı, durumu neden tek bir kitle iletişim aracında değil de neredeyse hepsinde görüyoruz? Bunu bir düşünün.
Gerçek şu ki televizyonlarda bir bütünü değil, bütünün yalnızca tek parçasını görüyoruz. Oysa bütünü görseydik kararı kendi nezdimizde değerlendirebilirdik, değil mi?
Bütün bunlardan öte, ne düşüneceğimize karar veren güç, ne yönde tepki vereceğimize de katkıda bulunamaz mı? Bayağı da bulunur!
Şimdi, bir kanalı seyrettikten sonra kim bana diyebilir ki, “medyanın etkisinde kalmadan, hür bir şekilde bunu düşünüyorum.”
Bu, avlanan bir balığı dışarıda beş saat beklettikten sonra denize atmaktan başka bir şey değildir bana göre. O kadar boş bir kanıtlama çabası.
Gelelim TV’de gördüğü her şeye sorgulamaksızın yargıda bulunanlara. En basitinden “zanlı” ve “hükümlü” arasındaki farkı bilmeden küfür basan zihniyeti kastediyorum. Ya da “bu insan açıklama yapıyorsa ve bu kanal yayınlıyorsa doğrudur”culardan. İnsan, üstün cins, zekası olan, iradeli bir varlık da bunu söylüyorsa, vay halimize!
Bazen diyorum ki, “sen kime neyi açıklıyorsun, yine bildiğini okuyacak” ama sonra da içim rahat etmiyor, patlıyorum. Bu nasıl bir algıdır? Aklım gerçekten almıyor bazı şeyleri.
Demek ki okuryazar oranının yüksek olması da bazı şeyler için yeterli olmuyor.
Bana kalırsa felsefe eğitimi ilkokuldan verilmeli. Yoksa ne bu tas, ne bu hamam paklar bizi. Tabii sorgulamayı yalnızca felsefeye bağlamak da olmaz. Yetiştiren zihniyet, yüzde yüz olmasa da yetişen zihniyete bir şeyler mutlaka bırakıyor. Yetişen zihniyet de yalnızca fiziksel olarak yetişip sosyal medya bağımlısı olunca film kopuyor!