Ümit Yaşar Işıkhan

Yarım Kalan Şiir - Halis Altındağ

Ümit Yaşar Işıkhan

poetia.star@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları

İLKSES ve yalı çapkını - 15.08.2018

Eduardo Galeano ve Biz  - 19.11.2016

İmgelerin Parçalanması-5 - 15.11.2016

Sen Bir Robotsun - 12.11.2016

Hayatınız Roman poetia.star@gmail.com - 08.11.2016

Aşktan Sonra Hüzün - 05.11.2016

Aşkın Yüzyılı- ve Selmina Melikoğlu - 01.11.2016

“Aşkın Yüzyılı – Elizabeth” - 29.10.2016

Kitap ve İnsan İlişkisi 2 - 25.10.2016

Kitap ve İnsan İlişkisi -1 - 22.10.2016

Fransa Elsa’yı Öldürdü… - 18.10.2016

KİM Sanatçı! - 15.10.2016

İzmir'de Belediyelerin İflası - 11.10.2016

Cuma Ocaklı’nın Ardından - 08.10.2016

İntihar Saatindeyiz… - 04.10.2016

Yeniden Yeniden Doğmalısın - 01.10.2016

Yüzyıllık Oyun - 27.09.2016

A.V.M’LER  -  Egepark Ve Sanat - 24.09.2016

Kuşların Dilini Öğrenin - 20.09.2016

Ansızın Aşk... Ansızın Filistin - 17.09.2016

Kim Şair... Hangisi Şiir - 13.09.2016

Tanrının Adaleti - Sosyalizm - 10.09.2016

Balkanlar’da Bir Şair-4 Zeynel Beksaç - 06.09.2016

Balkanlar’da Bir şair-3 Zeynel Beksaç - 30.08.2016

Gaziantep’te Vurdular Beni… - 27.08.2016

Balkanlar’da Bir Şair-2 Zeynel Beksaç - 23.08.2016

Balkanlar’da Bir Şair-1 Zeynel Beksaç - 20.08.2016

Smyrna’nın Suriyeli Kızı - 16.08.2016

Fransa’dan Teşekkür Bekliyorum…   - 13.08.2016

Demokrasi Ve Şehitler Mitingi - 09.08.2016

Kuş Kanatlarına Özlem - 06.08.2016

Ben Ordaydım… - 02.08.2016

Smyrna’nın Aşıklarına - 30.07.2016

“Kolera Günlerinde Aşk” - 2 - 26.07.2016

“Kolera Günlerinde Aşk” – 1 - 23.07.2016

Halkımıza Geçmiş Olsun - 19.07.2016

Halkımıza Geçmiş Olsun - 19.07.2016

Ve Geçti Zaman - 16.07.2016

Srebrenitsa’da Öldürüldüm - 12.07.2016

Müslüman Mahallesinde Ölmek - 09.07.2016

Hangi Bayram… - 05.07.2016

Hangi Bayram… - 05.07.2016

Sabotaj Bayramı - 02.07.2016

Aşk ve İnat - 25.06.2016

Ben Mülteciyim - 21.06.2016

Aşk Bir İmgeydi Selmina - 18.06.2016

İzmir Kent Belleği Yazıldı…  - 14.06.2016

Ben Muhammed Ali - 10.06.2016

Gavur İzmir Affetmez… - 07.06.2016

“Alfabesiz Sevişmeler” ve Şevki Özdemir - 04.06.2016

Kim İzmirli? - 31.05.2016

Kuşadası’nda Uluslararası Sanat Festivali - 28.05.2016

Vatan Hainleri - 24.05.2016

Kuşadası Sanat Festivali - 14.05.2016

Cumartesi Annelerine - 10.05.2016

AB vizesine hayır - 07.05.2016

1 Mayıs ve Mangal… - 03.05.2016

Amele Sınıfına El Fatiha - 30.04.2016

TÜYAP ve İZFAŞ - 26.04.2016

TÜYAP’ta Çocuk ve Minyatür Kitap - 23.04.2016

İzmir 21. TÜYAP Kitap Fuarı’na Yolculuk - 16.04.2016

Petra’nın Gözyaşları - 12.04.2016

Gitme de Konuşalım - 09.04.2016

İzmir’de Sanat ve Liboşlar - 05.04.2016

Barışa Su Olmalı - 02.04.2016

Ölü Ozanlar Kenti - 29.03.2016

Barışın Başkenti Mardin…   - 22.03.2016

Savaş ve Leş Kargaları - 19.03.2016

Bilge ve  Zaman… - 15.03.2016

Zavallı İzmir - 12.03.2016

Sanat Engel Tanımaz 2 - 09.03.2016

Sanat Engel Tanımaz - 08.03.2016

Kalimerhaba - Kadın ve Sanat Festivali - 01.03.2016

Kuşların En Küçük Kardeşi… Sedat Peker - 27.02.2016

NATO’ya Hayır… - 23.02.2016

Terör Bataklığı - 20.02.2016

Kenti Öldürenler ve Kutsanan Katiller - 16.02.2016

Şiirde Maviydi Zaman  - 13.02.2016

Yüreğini Aşka Hazırla… - 09.02.2016

Toplumların Gen Şifresi – Folklor Deliormanda Aşk       - 06.02.2016

Dizeler Mumyacısı Erhan Doğan - 02.02.2016

Benim Teröristim İyidir… - 30.01.2016

Terör ve Hayat -2 - 26.01.2016

Terör ve Hayat -1 - 23.01.2016

Nazım Hikmet’in çocukluğu – 2 - 19.01.2016

Nazım Hikmet’in Çocukluğu - 1 - 16.01.2016

Dön Dünya Yeni Bir Güne - 12.01.2016

Biz Efendi Çocuklardık…   - 09.01.2016

T.S. Eliot ve Şair Sorumluluğu - 05.01.2016

Yeni Yıl ve Hüzün - 02.01.2016

Kadın Aktivistlere Çağrı… - 29.12.2015

Şiirin Genç Irmaklarından - 26.12.2015

Size ve Bize El Fatiha… - 22.12.2015

Şiirin Güney Rüzgarı - 19.12.2015

BİR GEZGİN… ALİ TİYAR GÖK  - 15.12.2015

Mustafa Kemal’i Öldürenler… - 12.12.2015

Ölü Çocuklar Senfonisi - 08.12.2015

Kuşadası’nda Sanat Turizmi - 05.12.2015

Konuş Lazar - 01.12.2015

Katil Kim? - 28.11.2015

Kırlangıçlar İçimden Uçunca - 24.11.2015

Savaş ve Edebiyat-2 - 17.11.2015

SAVAŞ VE EDEBİYAT-1 - 14.11.2015

Barışa renk olmak - 10.11.2015

Hoş Geldin Pepe - 07.11.2015

GİTME… - 03.11.2015

SON  ŞAİRLER - 31.10.2015

İzmir'de Sonbahar ve Beyaz Toros-2 - 27.10.2015

İzmir’de Sonbahar ve Beyaz Toros-1 - 24.10.2015

“Bir Mum Diğer Bir Mumu Tutuşturmakla Işığından Bir Şey Kaybetmez” Hz. Mevlana - 20.10.2015

DOKSAN DOKUZ KURŞUN - 17.10.2015

DOKSAN YEDİ GÜVERCİN AĞITI - 13.10.2015

UASB* - SANATÇILAR  DIŞARI - 2 - 10.10.2015

UASB* - SANATÇILAR DIŞARI - 1 - 06.10.2015

Bayram benim neyime… - 03.10.2015

NATO Çocukluğuma Kamp Kurdu.. - 29.09.2015

İZMİR BAYRAM VE ÇOCUK -3  - 28.09.2015

MARDİN BAYRAM VE ÇOCUK – 2 - 27.09.2015

MARDİN-BAYRAM VE ÇOCUK -1 - 26.09.2015

MARDİN’DEN İZMİR’E -1 - 22.09.2015

MERHABA MARDİN - 19.09.2015

YAŞASIN KIYAMET-2 - 16.09.2015

YAŞASIN KIYAMET - 15.09.2015

12  EYLÜL VE KATİLLER - 12.09.2015

AFFETME  BİZİ   AYLAN… - 08.09.2015

MASAL, TREN VE BARIŞ - 05.09.2015

İEF ve İZMİR’E EL FATİHA - 01.09.2015

ÇANAKKALE  RUHU  VE  BARIŞ - 29.08.2015

Acıları Silah Yapmak - 25.08.2015

SAVAŞ  SEKTÖRÜ VE BARIŞ    - 22.08.2015

Herkes Yalan Söyledi - 19.08.2015

İLK SES… İLK KURŞUN - 15.08.2015

Büyükşehir ve Rezalet - 11.08.2015

ŞİİR NEDİR? - 08.08.2015

BARIŞ NE ZAMAN!-2 - 05.08.2015

BARIŞ NE ZAMAN!-1 - 04.08.2015

FELSEFE, ŞİİR VE BARIŞ -2 - 01.08.2015

FELSEFE, ŞİİR VE BARIŞ  -1 - 28.07.2015

Bana Çocuklarını Anlat Amara... - 25.07.2015

ÖLÜM  YELKENİNDE  YAŞAM EPİGRAMMASI-2 - 21.07.2015

ÖLÜM YELKENİNDE YAŞAM EPİGRAMMASI - 1 - 18.07.2015

KÖYLÜLER…KADINLAR...ÖLÜLER... - 14.07.2015

SREBRENİTSA… UYGARLIĞIN MEZARI - 11.07.2015

KARDEŞİM BOSNA…KARDEŞİM SREBRENİTSA - 10.07.2015

UMUDA YOLCULUK - 07.07.2015

NEVAİ METİN MEMMEDOĞLU ve DELİLER - 04.07.2015

TEMMUZ’DA  ÖLMEK... - 30.06.2015

KIYAMET GÜN܅ - 27.06.2015

DÜNYA MÜLTECİLER GÜNÜ - 23.06.2015

YEREL YÖNETİMLER VE K.K.K.   - 16.06.2015

YENİ BİR SAYFA - 09.06.2015

NAZIM HİKMET’İN SÜRGÜN ARKADAŞLARI - 06.06.2015

SİYASİ PARTİLER VE SANAT - 02.06.2015

BÜYÜK İNSANLIK ALANLARDA… - 30.05.2015

TABULARA DOKUNMAK -2 - 26.05.2015

TABULARA DOKUNMAK -1 - 23.05.2015

COMANDANTE CARLOS’A ÖZGÜRLÜK - 19.05.2015

EDUARDO   GALEANO  ve YASAK  KUŞLAR - 16.05.2015

AŞK VE KATİLLER - 12.05.2015

ŞİİR VE SANIK - 09.05.2015

Entel-Dantel ve İzmir - 05.05.2015

Zamana Dokunmak ve İzzet Kocadağ - 02.05.2015

TÜYAP’TA YAZAR OLMAK - 25.04.2015

 İZMİR TÜYAP 20 YAŞINDA - 21.04.2015

SON TREN ve H. RECAİ ATALAY - 18.04.2015

“BİR  HAYALİM  VAR” - 2 - 07.04.2015

“I HAVE A DREAM”- 1            - 04.04.2015

Köyceğiz şiir akşamları - 31.03.2015

ŞİİRA.. - 28.03.2015

ŞİİR VE ÖLÜ OZANLAR - 24.03.2015

HALEPÇE’NİN  GÖZYAŞLARI - 21.03.2015

GÜN DÖKÜLMESİ VE YAĞMUR - 17.03.2015

Azerbaycan’ın barış elçileri - 14.03.2015

BALKANLARDA  HOMEROS - 10.03.2015

“ALLAH’IN ASKERLERİ” - 07.03.2015

GÖLGELER  VE ZAMAN - 03.03.2015

Hoşça Kal Yoldaşım... Sedat Peker... - 28.02.2015

C.H.P ve KÜLTÜR - SANAT - 24.02.2015

Sanat Evrensel mi? - 21.02.2015

ÇAĞIMIZIN  YALNIZLIĞI                                                - 17.02.2015

ULU BİRÇINAR-ABDULKADİR GÜLER                                                                          - 14.02.2015

HAKKARİ’DE BARIŞ ZAMANI - 10.02.2015

HAKKARİ’DEN BASRA’YA - 08.02.2015

HAKKARİ’DE KAR SICAKLIĞI-3 - 03.02.2015

HAKKARİ’DE KAR SICAKLIĞI-3 - 01.02.2015

Hakkari'de Kar Sıcaklığı - 2 - 31.01.2015

Hakkari'de Kar Sıcaklığı - 1 - 27.01.2015

Kıvırcık Saçlı Kızın Öyküsü - 24.01.2015

ZAMANIN  KIVIRCIK  SAATLERİNDE… - 20.01.2015

KAPİTALİZMİN ÇÖKÜŞÜ - 10.01.2015

FRANSANIN OYUNU - 09.01.2015

HOŞÇA KAL MADRİNA - 06.01.2015

KAR, NOEL BABA VE MARDİN - 04.01.2015

TARİHİN UTANÇ YILLARI - 30.12.2014

CUMA OCAKLI VE TANRI’NIN AĞLADIĞI SAATLER - 27.12.2014

BODRUM’DA DELFİ - SANAT - 23.12.2014

ÖRNEK GAZETE -EGE’DE BUGÜN - 20.12.2014

HOŞ GELDİN ZERDÜŞT - 16.12.2014

İMGELERİN PARÇALANMASI-4 - 13.12.2014

HAYATIN SIRLARI          - 09.12.2014

ÖNCE  İNSAN  OLMAK.. - 06.12.2014

ŞİİR YOĞUN BAKIMDA - 02.12.2014

ROTARY KONAK -2 - 29.11.2014

ROTARY KONAK -1 - 25.11.2014

Zamanı Çalmak - 22.11.2014

AFFET BİZİ ŞEYHMUS - 18.11.2014

Gözlerin ve Filistin - 15.11.2014

YEREL  YÖNETİMLER  VE  SANAT - 11.11.2014

ŞAİR VE İNTİHAR   - 08.11.2014

BAK SEVGİLİM - 04.11.2014

ADIM  CUMARTESİ.. - 01.11.2014

SAVAŞ VE İNSAN - 28.10.2014

GİLGAMEŞ DESTANI ve İBRAHİM ÜLGER - 25.10.2014

HOŞÇA KAL  MARDİN.. - 21.10.2014

AYDIN  GEÇİNEN  IRKÇILAR - 18.10.2014

ORTADOĞU VE EMPERYALİZM - 14.10.2014

İMGELERİN  PARÇALANMASI -3 - 07.10.2014

- 07.10.2014

SENARYOLAR VE IŞİD - 30.09.2014

HOMEROS’UN ÇIĞLIĞI - 23.09.2014

GAVUR  İZMİR-MİŞ - 20.09.2014

İBRADI  - MARDİN’E BAKAR - 16.09.2014

IŞIĞIN  KAYNAĞI - 13.09.2014

İMGELERİN  PARÇALANMASI -2 - 09.09.2014

ARTOROS SANAT FESTİVALİ - 1 - 06.09.2014

BUNCA HÜZÜN VARKEN - 02.09.2014

MARDİNDE ZAMAN -2 - 30.08.2014

MARDİN’DE ZAMAN-1 - 26.08.2014

SANATÇILAR DIŞARI.. - 19.08.2014

KARDEŞLERİM..      - 16.08.2014

İmgelerin Parçalanması-1 - 12.08.2014

GÖLGELER VE YELKOVAN - 09.08.2014

“ŞEREFSİZLER” - 05.08.2014

BAYRAM SENİN NEYİNE… - 02.08.2014

TANRI  SOSYALİST Mİ.. - 29.07.2014

DİREN FİLİSTİN.. YANINDAYIZ.. - 26.07.2014

KAFASIZ KOMUTANLAR… - 22.07.2014

HİTLER’İ KİM GÖNDERDİ.. - 15.07.2014

SREBRENİTSA UYGARLIĞIN MEZARI - 12.07.2014

APHRODISIAS.. HEYKEL  ATÖLYESİ - 08.07.2014

7 RAKAMININ GİZEMİ VE BEN - 05.07.2014

TEMMUZ YÜREĞİMİN YANGIN YERİ - 01.07.2014

KENT, SANAT VE SIĞIRLAR.. - 28.06.2014

PETRA’NIN GÖZYAŞLARI… - 24.06.2014

12 EYLÜL VE BİR KUŞAĞIN KATİLLERİ - 21.06.2014

MUSTAFA KEMAL’İ ÖLDÜRENLER.. - 17.06.2014

KARYALI ŞAİR RAŞİT ÖZTÜRK VE ALTIN BEBEK - 14.06.2014

N’OLUYOR YA !.. - 10.06.2014

AZİME AKBAŞ YAZICI VE SUYUN DUASI - 07.06.2014

NAZIM HİKMET’İ ÖLDÜRÜYORLAR – 2 - 03.06.2014

VAKIFLAR VE SANAT KATİLLERİ.. - 31.05.2014

DENİZALTI   VE   MADEN İŞÇİLERİ - 27.05.2014

SOMAYA AĞIT 3 Anne… Annem… Burdayım.. - 24.05.2014

SOMAYA AĞIT-2 Ölü Madenciler Diyalogu - 20.05.2014

NİOBE’NİN  GÖZYAŞLARI  veya  SOMA’YA  AĞIT - 15.05.2014

SUÇLU BULUNDU - 12.05.2014

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ VE REZALET - 09.05.2014

Katil Biziz... - 05.05.2014

İŞÇİ SINIFINA EL FATİHA… - 02.05.2014

AZİZ KOCAOĞLU VE SEMA PEKDAŞ  - 28.04.2014

TÜYAP VE KENT KÜLTÜRÜ - 27.04.2014

TÜYAP VE KİTAB-I “ŞEY” - 26.04.2014

TÜYAP VE MİNYATÜR KİTAP - 25.04.2014

TÜYAP ve DİNÇER SÜMER - 24.04.2014

TÜYAP VE E-KİTAP - 23.04.2014

İZMİR 19.TÜYAP KİTAP FUARINA YOLCULUK - 23.04.2014

Uzun bir rüzgarın peşinden yuvarlanan çalı çırpının bıraktığı izleri yıldızlara armağan eden bir coğrafyanın esmer şiiriydi Altındağ. Gece yarıları uğuldayan yoklukların asılı kaldığı dallardan sözcükleri toplayarak uykularına ve uzun bir serüvenin yelkenine umut toplardı. Çocuktu o her zaman. Çocuk gözlerini hep siyahın ufuk çizgisinde tanrıya uzanan bir merdivenin ilk basamağında bekletirdi. Savur, ilk hayallerin ve masalların renklere girdiği tarihin ayağa takılan taşlarındaki ninnileri hep kuşlara armağan ederek uyurdu kendi saatine. Şarkılar, kuşların aniden yüreğinden kalkışıyla bırakılan dizelerin yine dallardan düşerken çıkardığı seslerin kendisine ulaşan ilahisiydi. Her şey şiirden ve rüzgardan ibaret bir hayatın en sırtında kendi çocukluğunu saklardı. Oyundu hayat. Ölümler de, ara verilen bir gezintinin içindeki acı kahveden düşerdi. Uykularını bölen direniş saatlerinde yüzyıllara at sürer gibi pencereden bakardı sıcak bir yorganın sırdaşlığına. Ve gece bir Şahmeran kollarında uyanan şiirin kendisiydi… “sürekli işlenen bir gece / dağ bölünmüş ortasından / bin yılım gömülü” sevgili Halis,  sık sık terleyen avuçlarında ekmek kadar kutsal saydığı dizelerin peşinden koşarken ayağına takılan taşların mermi ağrısını tepesinden geçen sığırcık kuşlarının kanatlarındaki uzun bir çizgiye bakarak geçirirdi. Bu salt taşın yorgunluğu değildi.

Geçen kuşların arkasından kendi şarkısını söylerken aldığı yanıtların melodisini akan suların gölgeliğindeki kavaklara yelpaze atardı. Suskun hayatın içinde değildi bakışları. Yanı başında akan hayatın en ince damlasında bile kendi ellerinin ve ekmeğin ağrısını duyardı. Bir adım ötede mayın tarlası, bir adım ötede aşk, bir adım ötede ağıtların kuyusundaki yankılarla yolunu Mardin’e çevirdiğinde çocuktu aslında. Halis, aşkın karanlık sayfasından geçmiş bütün atlıların izlerinde hayata ve okula yürümenin ağırlığıyla bulutların renginden düşen sözcükleri toplayıp yürüdü. “Kent bilmecesi çözülmez dağı yarmadan / şimdi / buluttur sallanan …”   kent, kendi ipini koparmış rüzgarın en tepesinde dağın yamacında oturmanın uzaklığıydı, ürkekliğinde. Savur… Savur… Savrulan bir hayat sayfasındaki uzun kavakların kendine ve şaire uzattığı seslerin içindeki büyülü tınıyı kulaklarına taşıyan Sur’un kendisiydi. Kıyamet burada kopardı… Bab-ı Sur ‘un sarı topraklarından kaçmış bir beton yığını içindeki okulun binasında ekmek ve aşkların en hırçını olan ayrılıkların adını yazardı. Mardin… Mezopotamya’nın asi ve hırçın penceresinden gece yıldızlara uzanmanın serinliği ve uzun süre ağlayan bir türkünün ağıtlara düşen bir tüy hafifliğindeki sızısıydı. Taşlardan ve aşklardan sonra acıların dilini dar sokaklardan geçen eşkıyaların poşulu bakışlarını Mezopotamya’ya dökmenin ve ardından ekmeğe tuzak mayınların çukurlaşmış gözlerinde sustu. Halis Altındağ, çocukluktan uyanan ellerini derin bir yara gibi sararmış ovanın derinliklerine uzatarak karşı köylerden, kentlerden gelen sesi okşadı… “avcılarla yatardı kardeşim / bunlar su avcıları / uyandırılmamış kaya parçaları…”

Ses sesi, ayrılık ayrılığı, ekmek ekmeği böldüğü ve ölümün bir yılan soğukluğunda dolandığı hayatın en tepesinden, kalenin göğsünde kendi ellerini buldu Halis. İçi yeni kanatlanmış kuşların ürkekliğinde kente bakıyordu. Jandarma cemselerinin sirenlerinden kalan tekerleklerin izinde uysal ve ruhani bir sessizliğin kavalı çalıyordu. Kent, umutlara yolculuğun kanatlarını büyüten rüzgarın kendisiydi. Şiirler, daracık sokakların daracık ve dövülmüş demirlerin arasından bakan çocukların gözlerindeki anlamı taşıyacak kadar çocuktu. “İçimi yazılmamış şiirlerin ağırlığı böldü / çatlak eller / ey zap, ey çatlak eller / bir düş bu kızgın toprakta…” Sonra sevdanın gökkuşağı renklerinde gözlerini ve kanatlarını bırakan çocukların ardından gitti. O bir konuktu bu kentte. O bir yolcuydu Mezopotamya’nın acılı rüyalarından uyanmış ceylanların ürkekliğindeki namaz saatinde. Aynı an da çan çalıyordu, aynı an da ezan düşerdi minareden dizelerine. Ve hep birlikte çıkıp sarhoş oluyordu taşların özel ninnisini söyleyen rüzgarın dar sokak aralarında. O sesi yalnızca şiir ve kuşlar duyardı. İlahi bir sesin ayak seslerini yüreğinde taşıdı. Bu kent gençliğiydi Halis’in, ablasıydı, ilk aşkının bakışıydı… İlk taşa dokunmanın serinliği ve dağların en tepesinden aşağıya düşen açlıkların kardeşiydi.

Ölüm, bu coğrafyanın en uzun türküsüydü. Ölüm bu coğrafyanın Şahmerandan kalan izlerin sürülmesiydi. Ölüm, ayrılıktı, gitmekti; sonsuza kadar kaçmaktı, atların nal seslerinden düşen tanımsız melodilerin masallarda dinlenmesiydi. Rüzgar bütün mevsimlerde serin eserdi. Okuldu, ekmekti, meydanlarda bağırmaktı, haykırmaktı kurulu düzene başkaldırmaktı… Ve belki de bütün yaşadıklarına ve tanık olduklarına sessizce ortak olmaktı. Acıydı hayat. Zulümdü yoksulluk, çocuktu gurbette insanların elleri. Yollar kendi çıkmazlarından çıkıyordu caddelere. Kentler büyüyordu, insanlar çoğalıyordu, kediler, köpekler ve atlar yoktu. Bağ bozumundan sonra gölgesini şaraba veren bağlar, bahçeler, kavaklar ve Mardin’in eşkıyalara yol gösteren sessizliği yoktu… Ankara… Büyük kent, büyük araba. Büyük zulüm ve büyük işkenceler ve ardından gelen aşkların penceresindeki ayrılık… Bir yabancıdır, bir çocuk, kimsesiz ve parasız bir hayatın konuğudur, ihanet kokan bulvarlarda... “Konuğu olsam dağın / belleğimdeki dağların /doğu dağlarının, batı dağlarının / sarılsam yeşiline /dur güzel /dur zap suyu / annemin ikiye böldüğü nar gibi …”

Hayat kendi salıncağında akıyor, karanlıktan umuda. Sallanan çocuklar artık büyümüştür kendi iplerinin boynuna. Şarkı söylemenin ve kardeş olmanın zamanında unutulmuş şiirleri armağan etmek ister sevdiğine. Yola çıkar aşk… yola çıkar açlıkların çocuk yüreğinden yüzyıllardır kendine sakladığı sözcükleri… “ak cümlelerin söylevi /  yıldızlar konuştu / ay haber saldı on dördünde / aşka yolculuk var…”

Zaman, uçarı atların peşinden kendi yelesinde çocukları toplar.  Çocukları, ekmeğe doymamış çocukları, oyunlardan arta kalan açlıkları ve aşkın en hırçın saatlerindeki umutları… Zaman, Savur’dan dere yatağına gölge olan kavakların ince uzun dalından düşen kuşların şarkılarına; Mardin’e, Mezopotamya’nın eşkıya taş şiirindeki çığlığa uzandı. Halis Altındağ bir çocuktu aslında, genç bir aşık, kavgada kardeş, inançta bir havariydi Ankara’da… “ ay tutsak kuyuda /ümmühanım parmakları yolcu /pencere kızına ve sana / ilk hece düşünce sana /belleğini sarıp sarmalayıp /sere serpe ardından gelene /o içine sığdırdığımız zamanı içerek /ikinci parmağın söyleviyle…” son şiirini Sur’a üfledi Halis Altındağ. Gençliğinin ilk basamağında. Aşkın ilk dizesinde, şiirin ilk serinliğinde. 26 yaşında öldürdüler Halis’i… Bir tank ağırlığıyla geçen zamanın modern arabasıyla. Çarptılar dağa, Savur’a, Mardin’e, aşka, çocuklara, kuşlara, şiire ve zamana… Bir çocuk öldürüldü, bir genç bir şair… Sesiz, sedasız, ağrısız, kimsesiz taşları kara bir kentin uğultusuna düştü son dizeleri. Dağ kokuluydu… Mardin’in çan ve ezan kokulu, büyüdüğü Savur’un kavak serinliğinde, ekmeğini paylaştığı kuşların kanat seslerinde, sessizce ve kendi halinde, bütün yalnız şairler gibi, erken ölen kuşlar gibi kendi şarkısında… Güle güle Halis Altındağ… Biliyorsun ki, yaşarken de en yalnız şairlerdir aslında.