Muhammet Tunç

Zeytin Dalı, BM ve NATO

Muhammet Tunç

tunc47@gmail.com

Türkiye, 1945 yılında “dünya barışını, güvenliğini korumak ve uluslararasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak” amacıyla kurulan BM’nin kurucu üyesidir. Bu kuruluşun 51. maddesinde yer alan “meşru müdafaa hakkı” BM üyesi ülkeler ve uluslararası hukuk açısından tartışmasız kabul edilmektedir.

Güneyimizde oluşturulmak istenilen terör koridoru ve bu koridordan yapılan saldırılar “Ulusal güvenliğimizi” tehdit eder hale gelmiştir. Hiçbir ülke yok ki kendi ulusal güvenliğini korumak istemesin. TSK’da BM’nin 51. maddesi uyarınca güneyinden gelen terör tehditlerine yönelik bir harekat başlatmıştır. Bu harekatımızın amacı ülkemizin ve bölgemizin “ulusal güvenliğini” sağlamaktır. Zeytin Dalı Harekatı, Amerika’nın Afganistan ve Irak’a yaptığı operasyonlar ile bir tutulmamalıdır. Zira, Türkiye terörden kurtardığı alanları “imar” ederken, Amerika ise girdiği her yere “terör” getirmiştir. Bakınız; Fırat Kalkanıyla vatanına dönen yüz binler ile Irak işgaliyle öldürülen yüz binler…

Türkiye bu operasyonu yaparken kimseden icazet almadı. Dolayısıyla operasyonun süresi ve kapsamı hakkında kimsenin talimatvari bir söylemde bulunması kabul edilemez. Harekat, terör kaynaklı güvenlik tehdidi ortadan kaldırılıncaya kadar devam edecektir. Defaatla söylediğimiz konuyu tekrar söylemek gerekirse, kimsenin toprağında gözümüz yok. Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması ve terör unsurlarının tam olarak etkisiz hale getirilmesi nihai hedeflerimiz arasında yer almaktadır.

Sivillerin zarar görmemesi için harekatımız çok titiz ve hassas bir şekilde sürdürülmektedir. Öyle olmasaydı emin olun ki, harekatımız daha ilk günlerinde tamamen bitmişti. Ama inancımız ve harekat ahlakımız tek bir sivilin dahi burnunun kanamasına müsaade etmemektedir. Bu duruşumuzdan dolayıdır ki, TSK girdiği her alanda sevgiyle karşılanmıştır.

Son yıllarda ülkemize yönelik üstü kapalı saldırılarda bulunan bazı NATO ülkelerine, NATO antlaşmasının beşinci maddesini hatırlatmakta fayda var. Bu madde, “Bir üyeye yapılan saldırı bütün üyelere yönelik saldırı” olarak kabul edilmektedir. Gizli ve açık bütün düşmanlıklarına rağmen halen bir NATO ülkesiyiz. Ve güneyimizde yaşanılan bu terör saldırıları da NATO’nun güney sınırlarına yönelik saldırılarıdır…

İşin trajikomik tarafı nedir biliyor musunuz? NATO’nun güney sınırlarına yönelik yapılan bu saldırıların silah ve mühimmatları yine bir NATO ülkesi tarafından temin edilmektedir… Bu saatten sonra ya NATO kendini gözden geçirmeli ya da artık biz NATO’yu gözden geçirmeliyiz...