‘90’da herkes kendinden bir şeyler bulacak

Yazar Fırat Serhat Çağıran ile kitabı ‘90’ üzerine konuştuk. Kısa bir süre önce raflarda yerini alan kitabın detaylarını aktaran yazar yeni bir kitap için şimdiden kolları sıvadığını söyledi

‘90’da herkes kendinden bir şeyler bulacak
ONURHAN ALPAGUT / ÖZEL RÖPORTAJ
Yazar Fırat Serhat Çağıran yeni kitabı ‘90’ hakkında sorduğum soruları cevapladı. Kısa bir süre önce yayınlanan kitabın başkahramanı bir rehber öğretmen. Hasbelkader bir okulun futbol takımını çalıştırması ile olaylar başlıyor. Öğretmenin bir yıllık eğitim öğretimin dönemini kapsıyor. Turnuva sürecinde yaşanan olayları ve öğrencilerin hikayelerine odaklanan kitap sonuç olarak birlikte iş yapabilmenin ve tek yumruk olmanın önemine vurgu yapıyor.
Sizi kısaca kendi sözlerinizle tanıyabilir miyiz?
Bir öğretmenim. 2002 yılında Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliğinden mezun olduktan sonra aynı yıl Yozgat Boğazlıyan’a atandım. Sonrasında memleketim Kayseri’nin farklı okullarında ve Samsun Bafra’da görev yaptım. Meslek hayatım boyunca farklı kademelerde kırsalda, kentte; öğretmenlik ve idarecilik yaptım. 2010 yılında Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü’nde kamu yönetimi yüksek lisansı yaptım. Bu tarihten itibaren mesleğimin yanında akademik çalışmalarla da ilgileniyorum. Daha ziyade siyaset ve sosyal bilimler üzerine okumalar yapıyorum.  Yüksek lisansa başladığım ilk dönemde mikro anlamda, kurum ölçeğinde yönetim alanıyla ilgileniyordum. Okumalarımı makro siyaset ve sosyal bilimlerin farklı konularına genişlettim. Felsefeden antropolojiye, psikolojiden tarihe sosyal bilimlerin geneliyle ilgileniyorum.
ÖĞRETMENİME BORÇLUYUM
Yazıyla alakanız nasıl gelişti? İlk edebi eser anlamında nasıl yazmaya karar verdiniz? Sizi ne teşvik etti?
Yazmaya olan ilgimi keşfetmemi öğretmenime borçluyum. Lise çağlarında öykü yazmaya cesaretlendiren bir öğretmenim olmuştu. İlk öykümü biraz da onun derslerde zorlamasıyla yazdığımı hatırlıyorum. O dönem edebiyatla aram çok iyi değildi. Hatta üniversite için Türkçe öğretmenliğine sosyal bilgiler öğretmenliğini tercih ettiğimi hatırlıyorum. Atanma ihtimali daha kuvvetli olmasına rağmen edebiyata olan mesafem beni bu tercihe itmişti. Ancak planlarım yersizmiş çünkü bu iki alan okulumuzda birbirinin yan alanı şeklinde tertiplenmişti. Transkriptimde sosyal bilimler kadar edebiyat ve Türk dili dersleri neredeyse yarı yarıya yer alıyor. Üniversite de özellikle cumhuriyet dönemi edebiyatını hocamızın tutkuyla derslerde işlediklerini hatırlıyorum. Ancak derli toplu, arkadaşlarıma yahut öğrencilerime okuyabileceğim öykülerimi mesleğe başladıktan sonra yazmaya başladım. Beğeniliyordu yazdıklarım. Okuyanlar, dinleyenler mutlaka geliştirilmesi gerektiğini, toparlanıp yayınlanması gerektiğini söylüyorlardı. Ben pek bu noktada istekli değildim. Çok öyküm kaybolmuştur. Kimisini kendim imha etmişimdir. Akşam sıkılıp bir şeyler kaleme alıyordum sabahında bu boş uğraşla niye meşgul oldum deyip bir köşeye atıyordum. Çok uzun yıllar bu böyle devam etti. Akademik çalışmalara başladığımda da derslerimden, çalışmalarımdan sıkıldığımda kendimi öykü yazmaya veriyordum. Benim için bir rahatlamaydı, bir nevi otohipnoz, duygusal deşarj artık ne dersek adına. 2015 yılında yine bir doktora dersinde; yanılmıyorsam kentleşme dersiydi, dersin hocası bir makale yazmamızı istemişti. Yazdığım makalede bilimsel dilden edebi esere kaydığımı fark ettim ve 90’ın çatısını, kurgusunu o dönemde kafamda belirledim.
‘90’ adlı ilk kitabınızı kısa süre önce yayınladınız. Arka planda nasıl bir çalışma görüyoruz. Ne kadar bir sürede somut bir hal aldı?
2019’da tamamlanmıştı kitap. 2020’nin ilk aylarında basıldı. 2015’te başlamıştım ama süreklilik arz eden bir çalışma olmuyordu. Özellikle idarecilik yaptığım süre ki arada iki yıl kadar sürmüştü. Yoğunluktan kitaba odaklanamadım. Sonrasında öğretmenliğe dönünce yazmaya vakit bulabilmiştim. Kitabın kurgusunu bir ağaca benzetebiliriz. Ana gövdeye bağlı dallarla farklı öykülere açılan bir ağaç. Yani yazarken kervan yolda düzülür anlayışıyla kaleme almış değilim. Finalini daha kitaba başlarken kafamda belirlemiştim.
BAŞAT TEMAMIZ FUTBOL
Kitabı elimize aldığımızda nasıl bir içerik ile karşılaşıyoruz?
Kitapta başkahramanımız bir rehber öğretmen. Ankara’ya tayin olmuş ortaokulda çalışan genç bir psikolojik danışman. İdeal bir öğretmen, idealist bir öğretmen. Ankara öncesi yaşantısıyla ilgili ip uçlarına da yer veriliyor çünkü hayatının bu döneminde geçmişinin verdiği çalkantıları henüz atlatabilmiş değil. Hasbelkader okulunun futbol takımını çalıştırması icap ediyor. Sonbaharda başlayan bu süreç ilkbahara kadar, yaz başlarına kadar devam ediyor. Dolayısıyla bir pencereden eğitim öğretimin bir yılı anlatılıyor. Bu açıdan bakıldığında eğitim öykülerini barındıran bir kitap diyebiliriz. Diğer taraftan başat temamız futbol. Süreç içerisinde turnuvalar gerçekleşiyor, antrenmanlar yapılıyor, maçlara çıkılıyor. Daha ziyade takımdaki çocukların öykülerine odaklanıyor roman. Bazen metropol bunalımları, bazen kırsal da pastoral öyküler anlatılıyor. Sonuç olarak birlikte iş yapabilmenin, tek yürek tek yumruk olabilmenin önemi vurgulanıyor. Realist tarzda kaleme alınmış herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği bir kitap oldu.
Hedeflediğiniz kitle nedir?
Bir kere öğretmen adaylarının ve yeni öğretmen olmuş meslektaşlarımız için ufuk açıcı olduğunu düşünüyorum. Öğrenciler, veliler herkesin ilgiyle okuyabileceği bir kitap oldu.
Kitabın çıkış tarihi Kovid-19 pandemisinin Türkiye’de başladığı günlere yakın bir tarihe denk geldi. Bu sizin planlarınızı nasıl etkiledi?
Biz yasakların hemen öncesinde, Karadeniz Kitap Fuarı’nda ilk kez okuyucuyla buluşturmuştuk. Kısa bir süre sonra zaten Türkiye’de yasaklarla birlikte hayat durma noktasına geldi. Süreci sosyal medya üzerinden ulaşabildiğimiz mecralarda duyurarak, içeriği anlatarak yürütmeye çalışıyoruz. Zor bir dönem geçiriyoruz. Dağıtıcılardan, online satış yapan sitelere kadar herkesin zorlandığı bir dönem yaşıyoruz. Artık normalleşmeyle birlikte okur buluşmaları gerçekleşecek. Fuarlar bizim için çok önemli bu anlamda. Okullarda, liselerde, eğitim fakültelerinde, beden eğitimi ve spor yüksek okullarında söyleşi planlarımız vardı. Herkes gibi bizde planlarımızı erteledik.
YAZIP ÜRETMEK ÇOK GÜZEL
Yeni bir kitap hazırlığınız var mı?
Yeni kitap için aklımda fikirler oluşmaya başladı ama sanırım süreç biraz zaman alacak. Bugünlerde alanım yani sosyal bilimler temelli blog yazıları kaleme alıyorum. Deneme tarzında olan bu yazılar gündemden de olabiliyor genel değerlendirme şeklinde. Yazıp üretmek çok güzel, birikimleri paylaşmak çok değerli, umarım kitlelere ulaşan çok yayına imza atarım.
İZOLE YAŞAMAYA KOŞULLANDIK
Şu günlerde kitapseverlere tavsiyeleriniz nedir?
Toplum bilimciler, ruh bilimciler insanın devasının insanda olduğunu ifade ederler. Sıkıldığımızda, bunaldığımızda dostlarımızla bir araya geliriz. Ailemizle, sevdiklerimizle geçirdiğimiz zamanlar bizler için doğal terapidir. Uzunca zamandır dört duvar arasında kalıp toplumdan izole yaşamaya koşullandık. Bizleri bu girdaptan kurtarabilecek çare hayatın içinden, kendimizi kaptırabileceğimiz öykü, roman gibi edebi eserleri okumaktan, ortamımızdan uzaklaştırıp içine çekebilen filmleri izlemekten geçiyor. 90’da zaten tam da bu anlamda sizi kendi kurgusuna çekebilen, herkesin kendisinden birşeyler bulduğu bir eser. Belki suni olacak ama toplumsallaşmayı zihinsel manada yaşayabilmenin yegane seçeneği bu şekilde gözüküyor.
 

Diğer Haberler

Korona günleri keşif niteliğinde

Korona günleri keşif niteliğinde

Korona günlerini, bireyler için bir keşif niteliğinde olarak değerlendiren Yazar...

‘90’da herkes kendinden bir şeyler bulacak

‘90’da herkes kendinden bir şeyler bulacak

Yazar Fırat Serhat Çağıran ile kitabı ‘90’ üzerine konuştuk. Kısa bir süre önce...

Aklımızda yollar,  yollarda gençlik var

Aklımızda yollar, yollarda gençlik var

Editörlüğünü Müren Beykan’ın yaptığı ve usta öykücü Füsun Çetinel’in edebiyata k...

“Sanat hayal gücünün ifadesidir”

“Sanat hayal gücünün ifadesidir”

Gümüşhane doğumlu Ressam Fatma Nazan Özsaka, resim ile olan macerasını anlattı....

Aklımızda yollar yollarda gençlik var

Aklımızda yollar yollarda gençlik var

Editörlüğünü Müren Beykan’ın yaptığı ve usta öykücü Füsun Çetinel’in edebiyata k...

Kitaplara Sarılalım

Kitaplara Sarılalım

Korona günlerinde ister istemez kaygılı ve stresli olduğumuzu belirten Yazar Tuğ...