Bayındır’dan dünyaya ‘Kadın Eli’

Bayındır’da evini ipotekleterek istiridye mantar üretimiyle başladığı çiftçilikte, beş yıl içinde 85 ürünle kendi şirketini kurmayı başaran çiftçi Müberra Türkkan, şimdi de kadınların el emeğini markalaştırarak dünyaya satmaya hazırlanıyor

Bayındır’dan dünyaya ‘Kadın Eli’
NURETTİN BAKİ-ÖZEL HABER
Bayındır’da yaşayan çiftçi-girişimci 35 yaşındaki Mübbera Türkkan, ailesinin manevi desteğiyle 5 yıl önce evini ipotekleyerek başladığı istiridye mantar üretiminde başarıdan başarıya koştu. Türkkan, kendi deyimiyle “dolu dolu geçen 5 yılın sonunda” bugün; 85 farklı ürünün üretimi ve pazarlamasını yaparak Türkkan A.Ş. adıyla şirketleşti. Bundan sonraki hedefinin ihracat yaparak dünyaya açılmak olduğunu söyleyen Türkkan, dünyayı dipsiz bir kuyuya benzetti. Kadın emeğinin dünyada markalaşması için mücadele vereceğini de ifade eden Türkkan, “Kadınsın yapamazsın” dediler. Ancak ben dünyadaki her şeyin kadınların eseri olduğuna inanıyorum. Kadın ürettikçe kendine güveni artar, güveni arttıkça çok daha fazlasını yapar” dedi. Mantarı ‘topraktan çıkan bir mucize’ olarak tanımlayan Türkkan, en büyük hayalinin kadının emeğini milli bir markayla dünyaya tanıtmak olduğunu söyledi. Türkkan, “Türkiye’de üreten her kadının yöresel ürünleri var. Hayalim, kadın elinin emeği olan, fabrikasyon olmayan bu yöresel ürünleri aynı çatı altında toplayıp, milli bir markayla ihracat etmek” diye konuştu.



EVİMİ İPOTEKLEDİM
İstiridye mantar üretme fikrine internet üzerinde tanıştığı bir proje üzerinde tanıştığını söyleyen Türkkan, evini ipotek ettirerek kurduğu tesiste mantar üretimine başladığını ifade etti. Bir yandan da ürünlerini pazarlamak için elindeki numunelerle kentteki restoranları ve marketleri dolaşan Türkkan, hayat hikâyesinden de kısaca bahsetti. Türkkan, “Bayındır’da dünyaya geldim. Görücü usulü ile evlendim. 15 yaşında bir kızım var. İzmir Ekonomi Üniversitesi Uluslar arası İlişkiler Avrupa Birliği Bölümü’nü yüzde 35 bursla kazandım. Ailem 28 yıldır peyzaj ile ilgileniyor. Ben de ‘peyzaj dışında ne yapabilirim?’ diye düşündüm. Sonra internetten araştırma yaparken ‘Mor İş Fikirleri’ diye bir proje ile karşılaştım. Projedeki, istiridye mantarı yetiştiriciliği ilgimi çekti. Bu bende inanılmaz bir heyecan uyandırdı. Çok net bir karar vermem gerekiyordu, çünkü işe evimi ipotek ederek başlayacaktım. Sonunda evimi ipotek ettirerek bu işi yapmaya karar verdim. 8 ay istiridye mantarı ile ilgili araştırma yaptım. Ailemin, özellikle erkek kardeşimin desteği ile bu işe başladım” dedi.



ÜRÜNLERİMİ KENDİM PAZARLADIM
Büyük emekler vererek ürettiği ürünlerini komisyonculara yedirmeyeceğini dile getiren Türkkan, özellikle zincir marketlerle iyi işler yaptıklarını söyledi. Türkkan, “Ürettiğimiz ürünleri toptancılar yerine kendimiz, bire bir zincir marketlere ulaştırdık. Kendime ‘Kendi ürünlerimi kendim satacağım toptancıya, komisyoncuya ürünlerimi yedirmeyeceğim’ dedim. Bunun için küçük bir streç makinası aldım ve çıkan mantarlarımı kendim paketledim. Her gün paket yaptığım ürünleri tek başıma restoranlara dağıttım. Ürünlerimi tanıttım. Etiketinden tasarımına kadar her şey kendime aittir. Dağıtımdan sonra birkaç restoran geri dönüş yaptı. Türkiye genelinde 800’ü aşkın üretici arkadaşım var. Biz bunların ürünlerini yeri geldiğinde Kütahya’dan, Konya’dan getirtip, Bayındır’da paketleyip marketlere gönderebiliyoruz. Sabah saat 06.00’da başlayıp 11.00’e kadar 2 bin 500 paketleme yapıyordum. Böyle başladım. Daha sonra bazen 10 kadınla başladım sonra yeri geldiğinde bu sayı 20 kadına çıkabiliyordu. Bu market zinciri haftanın 3 günü benden ürün aldı. Bunun dışında İzmir’in yerel marketlerine de mal satıyordum. Ben işimi özen göstererek yapıyorum. Aile olarak ne tüketiyorsak o ürünleri satıyorum. Haldeki ürünümüz ile numune ürünümüz her zaman aynı olmuştur” şeklinde konuştu.



BÜYÜDÜKÇE HEDEFLERİM DE BÜYÜDÜ
Elleriyle kazdığı toprağın kendisine bolluk ve bereket getirdiğini belirten Türkkan, büyüdükçe hedeflerinin de büyüdüğünün altını çizdi. Türkkan, “Büyüdükçe hedeflerim de büyüdü. Yerel market zincirlerinden sonra Türkiye genelindeki market zincirlerine satmaya başladık. Marketlere mal yetiştirmek için bazen uyumadığımız geceler oldu.Anonim şirket olduk. İhracata açılıyoruz. Ancak bu sadece mantarla olmayacak. Kadıncı bir kadınım. Kadının emeğini annemden bilirim. Her kadının zorlukları vardır. Kadının eli değdiği her şeyi güzelleştirir. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Dünyadaki her şey kadının eseridir” sözünün hayranıyım. Gerçekten de öyle, dünyadaki her şey kadının eseridir. İçinde kadının emeği olmadan ortaya çıkan az sayıda ürün vardır” ifadelerine yer verdi.



KADININ EMEĞİNİ MARKALAŞTIRACAĞIM
En büyük hayali olarak kadınların el emeğiyle elde ettiği ürünleri markalaştırarak dünyaya tanıtmak olduğunu vurgulayan Türkkan, çiftçilik yolculuğuna çıkarken, kendine her zaman güvendiğini söyledi. Kadınların gözdesi bir kadın olmanın kendisini onurlandıracağını da belirten Türkkan, “Bu yoluculuğa çıkarken, öncelikle kendime inandım. “Yapabilir miyim?” Değil, ben bunu yaparım dedim. Becerikli bir insan olduğumu düşünüyorum. Tuttuğumu koparıyorum. Çok düştük devrildik, kadınsın yapamazsın dediler. “Türkiye’de her işi erkek yapar, kadınlar bir şey yapamaz” algısı var ama benim en büyük destekçim erkek kardeşim oldu. İşime ve kendime adapte oldum. Bundan sonraki hayalim, kadınların gözdesi bir kadın olmak. Niş ürünler olan; gerçek anlamda doğallığından ödün vermemiş, burada kazanda pişirilmiş domates sosunu sertifikalandırıp, Amerika’da ya da dünyanın başka bir yerinde Türk kadınların markası adı altında, dünyanın her yerinde küçük küçük dükkanlar açıp o niş ürünleri sergilemek. Bugün anonim şirket olarak kadınların emeğini birleştirmeye çalışıyorum, ilerleyen dönemde de kadınların emeğini bir araya getirip kooperatifleştirmek istiyorum. Belki de bu işi network haline getirebilirim” ifadelerini kullandı.
İHRACTA HAZIRLANIYORUM
Şoförüne kadar bütün çalışanının kadın olduğunu dile getiren Türkkan, 5 yıl önce başladığı çiftçilik yolculuğunun yakın zamanda ihracatla taçlandırılacağını dile getirdi. Bunun için hazırlıklarda son aşamaya gelindiğini vurgulayan Türkkan, ürünlerinin hemen hepsinin el yapımı niş ürünler olduğunun altını çizdi. Türkkan, “Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nün destekleri ile Agroexpo fuarında çok güzel bir stant açtım.Burada Katar temsilcisi ile görüştüm. Katar benim kırılma noktam. Halamla beraber Katar’da gerçekleşecek fuar için gittik. Dil yok, hiçbir şey yok. Bir hafta boyunca Katar’da Katarlı iş insanları ile görüştüm. Katar’daki fuarda kadın üreticiyim, girişimciyim diye bana ücretsiz stant açtılar. Burada kadın girişimcilere önem veren Katarlı iş insanlarıyla tanışma fırsatı yakaladım. Annemin domates sosu, Nihal ablanın reçeli, kiminin balı, kiminin konservesi tüm bu el yapımı niş ürünleri kafamda oluşturdum. Hiç çekinmeden kapıları çaldım ve kapı kapıyı açtı. Şu anda da Katar, Azerbaycan, İngiltere, Venezuella, Rusya ile irtibattayız. Çok yakın bir zamanda ihracata başlayacağız” değerlendirmesinde bulundu.
REÇELDEN YAPRAK SARMASINA…
Mantar bir mucizedir” diyen Türkkan, 35 kadın projesiyle keşfedildiğinin altını çizdi. Türkkan, “Mantar topraktan çıkan bir mucize gibidir. Yaklaşık son iki yıldır organize sanayi bölgelerindeki tüm fabrikaları gezdim. Toprağın kadınları projesine katıldım. Tarım ve Orman İl Müdürlüğünde çalışan arkadaşlar da bendeki cevheri keşfettiler. Bizim amacımız kadının elinin değdiği her şeyin pazarlanması ve bunların milli bir marka haline getirip uluslar arası bir Pazar oluşturmaktı.
Bütün fabrikalarla, bütün kooperatiflerle ve kimyagerle görüştüm neler yapabiliriz? Diye. Kısacası bunun için birçok arayışım oldu. Bu kapsamda bir hafta Katar’ın Doha kentinde kaldım. Bir dış Ticaret Uzmanım var, bir ürün tedarik etme müdürüm var. Yeminli bir mali müşavirim var. Artık üreticilikten iş kadınlığına adım atan hayallerimin olduğu yere vardım. Mantar işiyle başladım, dolu dolu 5 yıllık bir emeğin sonunda anonim şirketi olduk. Ürünlerimizin birçoğu el ile yapılan ürünler. Fabrikasyon ürünlerimiz çok az. Evde yapılan makarnalar, reçeller, yaprak sarması, gül böreği, tatlı çeşitlerimiz kendi ellerimizin ürünü. Bu şekilde yaptığımız yaklaşık 85’e yakın niş ürünümüz var” şeklinde konuştu.

Diğer Haberler

Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak: 40 bin çiftçiye avans ile küspe istihkak bedellerinin ödemesi erken yapılacak

Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak: 40 bin çiftçiye avans ile küspe istihkak bedellerinin ödemesi erken yapılacak

Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak, "TÜRKŞEKER, 40 bin çiftçiye verilmesi gereken...

Küçükbaş hayvan yetiştiricilerinde uygun kredi ve destek ödemesi sevinci

Küçükbaş hayvan yetiştiricilerinde uygun kredi ve destek ödemesi sevinci

TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik, "Geleneksel hayvansal üretim yapan işletmelerimiz,...

Gerenköy’ün kaderini değiştirdi

Gerenköy’ün kaderini değiştirdi

Ailesinin yaşadığı maddi imkânsızlıklarına son vermek için çiftçilik yapmaya baş...

Hipodrom atlarını elleriyle yetiştiriyor

Hipodrom atlarını elleriyle yetiştiriyor

Bayındır’da 20 yıldır yarış atı yetiştiren Nasibin Özçılnak, evinin bahçesinde y...

Bayındır’dan dünyaya ‘Kadın Eli’

Bayındır’dan dünyaya ‘Kadın Eli’

Bayındır’da evini ipotekleterek istiridye mantar üretimiyle başladığı çiftçilikt...

İki ‘Gönül’ birleşti Ege’nin yaylalarından bal aktı

İki ‘Gönül’ birleşti Ege’nin yaylalarından bal aktı

Maddi imkânsızlıklardan dolayı okuyamayan ve kendisi gibi arıcılık yapan bir ail...