İnternet sitemizde çerez kullanılmaktadır. Çerezler hakkında detaylı bilgi için Çerez Çerez Politikası. Devam etmeniz halinde çerez kullanımına izin verdiğinizi kabul edeceğiz.

Deprem kaplıca sahalarını da sarstı!

Önemli kaplıca sahalarından Yıldızburnu Mendireği, yaşanan şiddetli deprem esnasında kızıla boyandı, deniz sıcaklığı daha da arttı. Görgü tanıklarının ‘volkanik patlama’ dediği alan için acil inceleme talep ediliyor

SULTAN GÜMÜŞ / ÖZEL HABER
Ekinoks Çevre ve Kültür Derneği’nin İzmir’de yaşayan kurucu Genel Başkanı Başak Yasemin Kumaş, doğal termal sulara kaynaklık eden Çeşme’de, depremin ardından tektonik bazı değişimlerin yaşandığını açıkladı. Özellikle Ilıca’da yer alan atıl durumdaki Yıldızburnu Mendireği kaplıca sahasını işaret eden Kumaş, şiddetli yer sarsıntısının ardından denizin kızıla boyandığını, kaplıca sahasındaki sıcaklığın daha da arttığını ve şifa için sıcak suya giren vatandaşların aniden denizden çıktığını aktardı. Görgü tanıkları tarafından ‘deniz içerisinde volkanik patlama’ olarak düşünülen olayın, saha için faydalı mı yoksa zararlı mı olduğunu bilemediklerini söyleyen Kumaş, konuya hakim bir yetkilinin alana gelip incelemede bulunmasını talep ediyor. ‘Çeşme için büyük bir nimet’ olarak tanımladığı Yıldızburnu Mendireği’nin hatta kıyıları buharlı sulara ev sahipliği yapan Çeşme’nin, doğal suları varken neden suni termal sulara kaynaklık ettiğini soran Başkan Kumaş, “Ilıca bütünüyle kaplıca vasfı olduğu halde hiçbir zaman tescil altına alınmamıştır” dedi.
ALÜVYONLAR KÖRFEZİ DOLDURDU
İzmir’in Türkiye coğrafyasının bilinen en eski yerleşkelerinden biri olduğunu hatırlatarak konuşmasına başlayan Başak Yasemin Kumaş, şunları söyledi: “Yeşilova Höyüğü günümüzden 8500-9000 yıl önceki yerleşik yaşamı işaret eden merkezlerden sadece biridir. O tarihlerde Ege Denizi’nde birçok ada anakaranın bir uzantısı şeklindedir. Ancak günümüzden 5000 yıl öncesinde plaklar arasında yaşanan hareket, ege denizi kıyılarımızda büyük çöküntü meydana getirmiş, adalar oluşmuş ve deniz Bornova’daki Yeşilova Höyüğü yerleşkesi yakınlarına kadar girmiştir. Sönmüş volkanların ortasında, tektonik plakların kesiştiği noktada o tarihlerden günümüze çok büyük ve yıkıcı depremler yaşanmış, ayrıca İzmir Körfezi yüzyıllar içerisinde büyük ölçüde doğal sebeplerle dolmuştur. En büyük etken irili ufaklı dere ve çaylarıyla başta Gediz Nehri ve kollarının taşıdığı alüvyonlar Körfezi büyük oranda yeniden doldurmuştur.”
BORNOVA DEĞİL ‘BURUNOVA’
“Bostanlı’dan Sasalı’ya devam eden, Karşıyaka’nın büyük kısmını içine alan bölge de alüvyonların binlerce yılda meydana getirdiği ovadır” ifadelerini kullanan Başkan Kumaş, “Sonradan Bornova adını alacak olan ‘Burunova’ da tarih içinde yer değiştirmiş, yüzey akıntılarını kaybetmiş dereler ile oluşmuştu. Her ne kadar sönmüş volkanik yapı ve  inaktif fay tanımı da yapılsa, İzmir yeraltına çok daha fazla önem verilmesi gereken bir şehirdir. Bunlar keza, İzmir’in bugün kullanılmakta olan büyük merkezi yerleşke kısımlarından Konak-Alsancak arası ve Karşıyaka’ya kadar sahilini çevreleyen önemli büyüklükte günümüz yerleşim alanları, yaklaşık olarak son 500 yıllık zaman diliminde insan eliyle doldurulmuş alanlardır. İster suni, ister tabii dolgu olsun, deniz ile birleştiği noktada, üzerine inşa edilmiş her tür insan yapısı doğalıyla büyük risk altındadır” dedi.
KAPLICA SAHASI İNCELENMELİ
Doğanın kendi dengeleri olduğunu ve daima kendinden alınanları geri alma eğiliminde bulunduğunu aktaran Kumaş, “Bu nedenlerle coğrafyası üzerine medeniyet inşa eden her medeni toplumun, sahip olduğu varlığını doğru analiz etmesi, yaşamı ve geleceği kurgularken, sağlam temeller üzerine inşa etmesi kaçınılmazdır. İzmir üst üste sıralı bu gerçekler ve haklı gerekçeler dışında, yasalarda belirtilen ‘fay hatlarının her ölçekteki imar planlarına işlenmesi zorunluluğu’nu dahi göz ardı etmiş bir kenttir. Yeraltı su havzaları, volkanik dinamikler gibi tektonik plaklar da şehirleşme prensipleri içinde yok sayılmıştır… 30 Ekim Depremi esnasında, Çeşme Yıldızburnu açıklarında, adı Kaynarca mevki olan termal suların, deniz dibinden çıktığı kaplıca bölgede bulunan görgü şahitleri, dipten fışkıran volkanik çamuru kameraları ile görüntüye almıştı. Yeraltının termal, volkanik yapısı Maden Tetkik Arama, DSİ, Jeoloji Mühendisleri Odası gibi ilgili ve yetkili birimlerce incelenmesi gereken başlıca bir konu” dedi.
DOĞALI VARKEN NEDEN SUNİ!
Kumaş, konuşmasını şöyle sonlandırdı: “Hepsi bir yana denizlerimizin kıyıları buharlı sulara ev sahipliği yapıyor. Ancak gelin görün ki bunlar bırakılmış, suni termal sular elde edilmeye çalışılmıştır. Termal sular değerlendirilmiyor ve bu nedenle Çeşme’de büyük bir su sorunu meydana geliyor. (Kuruyan Kutlu Aktaş Barajı önemli bir örnek) Türkiye’nin her yerinde termal kaplıca alanlar karayolları tabelalarında bordo renkle yazılır, bu alanın ören yeri olduğunu gösterir. Çeşme Ilıca bütünüyle kaplıca vasfı olduğu halde hiçbir zaman tescil altına alınmamıştır. Bu nedenle tabelalarda bordo renkle ifade edilmez. Yıldızburnu Mendireği atıl durumdaki kaplıca sahasıdır, Ilıca merkezde termal kaynağın bulunduğu havuz 2009 yılından beri mühürlüdür, etrafındaki AVM kompleksi 1. derece kaplıca sahanın üzerine yapılmış ve çürümeye terk edilmiştir.”