İnternet sitemizde çerez kullanılmaktadır. Çerezler hakkında detaylı bilgi için Çerez Çerez Politikası. Devam etmeniz halinde çerez kullanımına izin verdiğinizi kabul edeceğiz.

Hulusi Yeğmen

Ayasofya

Hulusi Yeğmen

yegmen1@hotmail.com

Yazarın Diğer Yazıları

Paranın Tarihi - 08.08.2020

Çandarlı Halil Paşa - 30.07.2020

Hack ve Siyaset - 18.07.2020

Srebrenitsa Katliamı - 10.07.2020

Nelere Dikkat Etmelisiniz? - 04.07.2020

Savaş - 25.06.2020

Hindistan – Çin Gerginliği - 18.06.2020

Bilim ve Politika - 12.06.2020

Yönetim Biçimleri - 21.05.2020

Milliyetçilik Üzerine - 14.05.2020

Ütopya Nedir? - 07.05.2020

Distopya - 30.04.2020

Çocuklar Mutlu Olsun Diye - 23.04.2020

Demokrasi Nedir? - 16.04.2020

Küresel Kriz ve Kovid-19 - 09.04.2020

Altın Güvenli Liman mı? - 03.04.2020

Siyasetin Gündemi Koronavirüs - 26.03.2020

Virüs ve Ekonomi - 19.03.2020

Koca’nın hakkını teslim edelim - 12.03.2020

Göç! - 06.03.2020

Neoliberalizm - 27.02.2020

Sosyalizm - 20.02.2020

Faşizm - 14.02.2020

Dış Politika - 06.02.2020

Depremde Devlet Millet Beraber - 31.01.2020

Faşizm Nedir? - 20.01.2020

Libya’da Ne Olacak? - 16.01.2020

Dünya Diken Üstünde - 09.01.2020

Yerli Otomobil - 02.01.2020

Uluslararası İlişkiler Nedir? - 26.12.2019

Siyaset Bilimi Nedir? - 19.12.2019

Makroekonomi nedir? - 12.12.2019

Siyasette Kaz Eti - 05.12.2019

Kaybeden CHP Oldu - 28.11.2019

Blockchain ve Kripto Paralar - 21.11.2019

Melek Yatırımcı Nedir? - 14.11.2019

Sosyal Medya ve İşletmeler - 07.11.2019

Neoliberal Ekonomide Hayat - 31.10.2019

Diyarbakır Anneleri - 25.10.2019

Konut Satışıyla Fiyatlarda arttı - 17.10.2019

Savaşın Gölgesinde Ekonomi - 10.10.2019

YEP - 03.10.2019

Girişimciliğin Faydaları - 26.09.2019

Eğitimde Aile Çekişmesi - 19.09.2019

Yatırım Nedir? - 12.09.2019

Sürdürülebilirlik - 05.09.2019

Çeşme Yeniden Canlanacak - 29.08.2019

Orman Yangını - 22.08.2019

İzmir Turizmi Ne Zaman Gelişecek? - 08.08.2019

İş ve Mutsuzluk - 01.08.2019

Gözler Merkez Bankası’nda - 25.07.2019

Yaşanabilir Şehirler - 18.07.2019

Müzikal Zaman Makinası - 11.07.2019

Teknoloji ve Sanat - 04.07.2019

Yeni Ekonomi ve Teknoloji - 27.06.2019

Teknolojik Kentler - 20.06.2019

Biliyorsunuz, bugün Ayasofya yeniden ibadete açılıyor. Ben de bu güzel günde Ayasofya’nın tarihiyle ilgili olarak sizleri bilgilendirmek istedim.
Vikipedi’de yer alan bilgilere göre Ayasofya veya resmî adıyla Ayasofya-i Kebir Camii, İstanbul’da tarihî bir cami, eski bazilika, katedral ve eski müzedir. Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından, 532-537 yılları arasında İstanbul’un tarihî yarımadasındaki eski şehir merkezine inşa ettirilmiş bazilika planlı bir patrik katedrali olup 1453 yılında İstanbul’un Osmanlılar tarafından fethedilmesinden sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye dönüştürülmüştür. 1935 yılından 2020 yılına kadar müze olarak hizmet vermiştir. 2020 yılında cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle tekrar cami statüsü kazanmıştır. Ayasofya, mimari bakımdan merkezî planı birleştiren kubbeli bazilika tipinde bir yapı olup kubbe geçişi ve taşıyıcı sistem özellikleriyle mimarlık tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak ele alınır.
Peki Ayasofya’nın adı nereden gelmektedir? Yine Vikipedi’de yer alan bilgilere göre Ayasofya adındaki “aya” sözcüğü “kutsal, azize”, “sofya” sözcüğüyse herhangi bir kimsenin adı olmayıp Eski Yunancada “bilgelik” anlamındaki sophos sözcüğünden gelir. Dolayısıyla “aya sofya” adı “kutsal bilgelik” ya da “ilahî bilgelik” anlamına gelmekte olup Ortodoksluk mezhebinde Tanrı’nın üç niteliğinden biri sayılır. 6. yüzyılın ünlü bilim adamları, fizikçi Miletli İsidoros ve Trallesli matematikçi Anthemius’un yönettiği Ayasofya’nın inşaatında yaklaşık 10 bin işçinin çalıştığı ve I. Justinianus’un bu iş için büyük bir servet harcadığı belirtilir. Bu çok eski binanın bir özelliği, yapımında kullanılan bazı sütun, kapı ve taşların binadan daha eski yapı ve tapınaklardan getirilmiş olmasıdır.
Vikipedi’den derlediğim bilgilere göre Bizans döneminde Ayasofya, büyük bir “kutsal emanetler” zenginliğine sahipti. Bu emanetlerden biri de 15 metre yüksekliğindeki gümüş ikonostasisti. Konstantinopolis Patriği’nin patrik kilisesi ve Ortodoks Kilisesi’nin bin yıl boyunca merkezi olan Ayasofya, 1054 yılında Patrik I. Mihail Kirularios’un Papa IX. Leo tarafından aforoz edilmesine şahitlik etmiş olup bu olay, genel olarak Schisma’nın, yani Doğu ve Batı kiliselerinin ayrılmasının başlangıcı sayılır. 1453’te kilise camiye dönüştürüldükten sonra Osmanlı sultanı Fatih Sultan Mehmet’in gösterdiği hoşgörüyle mozaiklerinden insan figürleri içerenler tahrip edilmemiş (içermeyenlerse olduğu gibi bırakılmıştır), yalnızca ince bir sıvayla kaplanmış ve yüzyıllarca sıva altında kalan mozaikler, bu sayede doğal ve yapay tahribattan kurtulabilmiştir. Cami, müzeye dönüştürülürken sıvaların bir kısmı çıkarılmış ve mozaikler yine gün ışığına çıkarılmıştır. Günümüzde görülen Ayasofya binası, aslında aynı yere üçüncü kez inşa edilen kilise olduğundan “Üçüncü Ayasofya” olarak da bilinir. İlk iki kilise isyanlar sırasında yıkılmıştır. Döneminin en geniş kubbesi olan Ayasofya’nın merkezî kubbesi, Bizans döneminde birçok kez çökmüş, Mimar Sinan’ın binaya payandaları eklemesinden itibaren hiç çökmemiştir.
AYIRT EDİCİ ÖZELLİKLERİ NEDİR?
15 yüzyıl boyunca ayakta duran bu yapı sanat tarihi ve mimarlık dünyasının baş yapıtları arasında yer alır ve büyük kubbesiyle Bizans mimarisinin bir simgesi olmuştur. Ayasofya diğer katedrallere kıyasla şu özellikleriyle ayırt edilir:
Dünyanın en eski katedralidir.
  • Yapıldığı dönemden itibaren yaklaşık bin yıl boyunca (1520’de İspanya’daki Sevilla Katedrali’nin inşaatı tamamlanana dek) dünyanın en büyük katedrali unvanına sahip olmuştur. Günümüzde yüz ölçümü bakımından dördüncü sırada gelmektedir.
  • Dünyanın en hızlı (5 yılda) inşa edilmiş katedralidir.
  • Dünyanın en uzun süreyle (15 yüzyıl) ibadet yeri olmuş yapılarından biridir.
  • Kubbesi “eski katedral” kubbeleri arasında çapı bakımından dördüncü büyük kubbe sayılmaktadır