İnternet sitemizde çerez kullanılmaktadır. Çerezler hakkında detaylı bilgi için Çerez Çerez Politikası. Devam etmeniz halinde çerez kullanımına izin verdiğinizi kabul edeceğiz.

Yusuf Çağırtekin

Bucaspor’a Yazık Oluyor

Yusuf Çağırtekin

[email protected]

1928 yılında Bucalı gençler Süleyman Atakan, Bekir Eromat, Niyazi Gökgönül, Hasan Yalçınkaya ve Niyazi Aktaş’ın önderliğinde kurulan, nice Bucalı genci spor kültürüne yaklaştıran, alt liglerden yüzlerce değerli futbolcuyu Türk futboluna kazandırma başarısı gösteren Bucaspor, bugünlerde kapanıyor. Kulübün şu an başında bulunan Cihan Aktaş, göreve geldiği günden bu yana elinden gelen tüm çabayı sarf etmesine rağmen, Bucasor’un geçmişte açılan derin yaralarını saramadı. Koronavirüs pandemisi de araya girince Aktaş, yaklaşık 2 hafta önce yaptığı açıklamada, “Kulübü ben kapatmıyorum. Kulüp adına 40 milyon TL’den fazla borç var. Bu zamana kadar ne belediyeden ne de başka bir yerden maddi destek alamadık. Bu borcu ödeyecek birisi varsa ödesin. Bölgesel Amatör Lig’de mücadele ediyoruz. Futbolcuları bağlayacak sözleşmeler yok. Bu yüzden futbolcular diledikleri gibi gidebiliyorlar. 40 milyon TL olmadan bu takım lige çıkamaz” ifadelerini kullanmıştı. Hatta Aktaş, açıklamasının bir bölümünde Bucaspor’un kapanmasına veryansın edenlere de sitem ederek, “Kulüp kapanma noktasına gelmeden aklınız neredeydi? Maddi yardım almadan bu kulüp nasıl ayakta duracak” serzenişinde bulunmuştu. Sayın Cihan Aktaş, serzenişinde son derece haklı çünkü Bucalı bir vatandaş ve gazeteci olarak ilçede kalburüstü olarak nitelendirebileceğimiz kişilerden doğru düzgün destek alamadı. Tek başına direnmeye çalıştı ama nereye kadar gidebilirdi ki?

Bakın şunu net olarak ifade etmek istiyorum ki Bucaspor ilçede bir yere gelmek isteyen herkesin kullandığı, amacına ulaşınca da bir kenara fırlattığı siyasi bir malzeme haline geldi. Dönün geçmişe ve taratın eski haberleri, hemen hemen birçok siyasi seçim döneminde kulübün kapısını aşındırmış ve Bucaspor’un hatırı sayılır taraftar kitlesine kendini şirin göstermeye çalışmıştır. İstediğini elde ettikten sonra da ne yazık ki bu kişiler ilk olarak Bucaspor’u harcadı. Ha bunların içinde Bucaspor’a hiç mi yardım eden olmadı? Tabi ki oldu. Bunları dışarıda tutuyorum fakat bazılarının yüzü bile kızarmadı. Bucaspor’un bu durumda olmasını sadece siyasilere bağlamıyorum elbette! İzmir’in en büyük ilçesi Buca’da hali vakti yerinde olan birçok vatandaş da kulübüne sahip çıkmadı. Her yıl kulübe belli miktar bağış yapmaları gerekiyordu demiyorum lakin kulübün orijinal lisanslı ürünlerini satın alarak, maçlarına giderek de destek olunabilirdi. Fakat yapmadılar.

Son olarak eleştireceğim diğer kesim ise, bu kulübü geçmişte yönetmeye çalışanlar. Yönetenler demedim farkında iseniz, ‘yönetmeye çalışanlar’ dedim. Çünkü Bucaspor’un kötü durumda olmasının sebebi hep geçmişten gelen yaraların tam olarak sarılamaması. Her gelen yönetim bir öncekinin kendisine bıraktığı külfetleri temizlemeye çalıştı. Sonunda ülkenin içinde bulunduğu kötü ekonomik koşullar, kur farkları, geçmiş borçlar ‘ekonomik yara’ her geçen gün daha da derinleşti ve yara kangren haline dönüştü. Kulübü asla yalnız bırakmayan ise hep taraftar oldu. Bir grup taraftar hala da savaşını sürdürüyor. Hatta bazıları tüm taraftarları ortak bir platform altına toplayarak, kulübü içinde bulunduğu zor koşullardan kurtarmak istiyorlar. Birkaç gün önce Hasanağa Bahçesi’nde toplanan bu gençler ilk toplantısını gerçekleştirdiler. Alınan ortak karar ise ‘hep birlikte mücadele’. Bu mücadele nereye kadar sürer bilinemez ama onlar kulübün gerçek sahipleri ve elindeki kısıtlı imkanları Bucaspor için harcamaktan geri durmazlar. Hem bizde güzel bir söz vardır: “Az veren candan çok veren maldan” Onlar canından veriyor yani.

Şimdi olacakları hep birlikte izleyeceğiz. İnşallah sonunda zarara uğrayan yine Bucaspor olmaz…