Veysi Aygün

Göç 13

Veysi Aygün

veysi.aygun12@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları

Koronavirüs ve Dijital Dünyaya Geçiş - 2 - 08.04.2020

Koronavirüs ve Dijital Dünyaya Geçiş - 02.04.2020

Göç 20 - 19.02.2020

Göç 19 - 07.01.2020

Göç 18 - 31.12.2019

Göç 17 - 24.12.2019

Göç 16 - 17.12.2019

Göç 15 - 10.12.2019

Göç  14  - 03.12.2019

Göç 12 - 19.11.2019

Göç 11 - 12.11.2019

Göç 10 - 05.11.2019

Göç 9      - 29.10.2019

Göç 8 - 22.10.2019

Göç 7 - 15.10.2019

Göç 6 - 08.10.2019

Göç 5 - 01.10.2019

Göç 4 - 24.09.2019

Göç 3 - 17.09.2019

Göç 2 - 10.09.2019

Göç 1 - 03.09.2019

Muhammet Mursi - 22.06.2019

Kim Şampiyon - 20.05.2019

1 Mayıs - 01.05.2019

Kim Galip - 29.04.2019

Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimi - 30.03.2019

Mahalli İdareler Seçimi - 5 - 19.02.2019

Budala İhtiyar - 09.02.2019

Hırsız - 28.01.2019

Mahalli İdareler Seçimi 4 - 22.01.2019

Mahalli İdareler Seçimi 3 - 21.01.2019

Mahalli İdareler Seçimi 2 - 19.01.2019

Ey Sevgili Irak -8   - 09.01.2019

Ey Sevgili Irak -7 - 08.01.2019

Ey Sevgili Irak-6 - 07.01.2019

EY SEVGİLİ IRAK -5 - 05.01.2019

Ey Sevgili Irak-4 - 04.01.2019

Ey Sevgili Irak -3 - 03.01.2019

Ey Sevgili Irak -2 - 02.01.2019

Ey Sevgili Irak-1 - 01.01.2019

Kurtla Tilki  - 29.12.2018

Eksen Kayması - 28.12.2018

Aç Gözlülük - 10.12.2018

Liderler Zirvesi - 05.12.2018

G20 Arjantin Zirvesi - 03.12.2018

Lev Nikolayeviç Tolstoy - 20.11.2018

Mahalli İdareler Seçimi 1 - 19.11.2018

Göç - 14.11.2018

İran Ambargosu - 10.11.2018

Ekonomik Buhran - 08.11.2018

Sevgili Süleyman - 05.11.2018

Rönesans ( Yeniden Doğuş ) - 02.11.2018

Suriye’de Bitmeyen Savaş - 31.10.2018

Kutsal Ana - 28.10.2018

Faili Belli Cinayet - 25.10.2018

Alçak Bir Cinayet - 19.10.2018

Göç 13
Mardin’den yol aldıktan 30 saat sonra, Antalya’ya varmıştık. Daha önce kiralamış olduğumuz eve geçerek, dinlenmeye çekildik. 1987 yılında, Antalya’da geleceğe yönelik bir zemin hazırlığında bulunmuştum. Mesleğim olan kafeterya işletmeciliğini, abim, kardeşim ve birkaç eleman birlikte sürdürüyordu. Ben ise başka bir kimlik adı altında hayata tutunmaya çalışıyor, zaman, zaman abim ve kardeşime kafeteryada yardımcı oluyordum. Antalya’yı az buçuk bilmemden dolayı, eşimle, çocukları şehirde gezdirerek Antalya’yı tanıtmaya çalıştım. 1987 yılında Antalya’ya geldiğimde Antalya’nın turizmle tanıştığı 1980 yılı ardından yedi yıl geçmişti. İki yıl sonra 1989 yılında çocuklarla bir araya geldiğimizde Antalya halen gelişmiş bir kasaba gibi duruyordu karşımızda. Oysa aradan geçen 30 yılın ardından 2019 yılında turizmde cazibe merkezi olarak dünyaca tanınan bir marka haline geldi. Nüfusunun 3 milyona yakın ulaştığı Antalya, Türkiye'nin beşinci büyük kenti olarak yer almakta. Aynı zamanda, narenciye; portakal, limon, nar, muz bahçeleriyle, domates ve seracılıkta zengin bir konuma sahiptir Antalya. Etrafı Batı Toros ile Bey Dağlarıyla çevrili olan bu kentin Güney’inde Akdeniz’in berrak temiz deniz suyuyla, dünyada nadide şehirleri arasında yer almaktadır Antalya. Doğası, tabiatı, tarihi dokusu ve portakalıyla dikkatleri üzerine çekmeyi başarmış Antalya; her yıl altın portakal film festivali düzenlenmekle taçlandırılmıştır. Tarihi geçmişi çok eskilere dayanan kentin, 40 bin yıl öncesi insanların yaşadığı bulgular ispat etmektedir. M.Ö. 2000 yılından bu yana, Hitit, Pamphylia, Lykia, Kilikya, Pers, Büyük İskender, Bergama Krallığı’nın idaresine girmiştir. İkinci Attalos tarafından kurulan şehrin adı, Attalos diye geçmiş daha sonraları, Antalya olarak adlandırılmıştır. Bunun ardından Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı bu bölgede hüküm sürmüştür. Tarihi dokusuyla ön plana çıkan bölge; Likya uygarlığının başkenti Patara, dünyanın ilk meclis binasına sahiptir. Dünyada Noel baba olarak bilinen Saint Nichols’ın da, Pataralı olduğu söylenir. Kemer yakınında ki Faselis Antik Kenti, Belkıs köyünde yer alan Aspendos Antik Tiyatrosu, Side’deki tarihi yapıtlarla ön planda yer almaktadır Antalya. Tarihi, doğası, denizi, yeşil alanı yüksek dağlarıyla otantik bir görünüme sahiptir. Bu akıp giden süre zarfında, bakalım bu güzelim şehirde bizi ne sürprizler bekliyordu. Yoksa cennet diye tabir ettikleri şehirde cenneti mi veyahut aksini mi yaşayacaktım. Bunun en iyi cevabını süreç belirleyecekti. Çocukları okula kaydetmiş, işleri düzene koyarak yeni bir hayata başlamıştım. Esnaf, müşteri ilişkilerinde yeni, yeni çevreler ediniyordum. İşler rayına oturmuş, yaklaşık yirmi insana istihdam kapısı açılmıştı. İstisnaların dışında her şey yolunda gidiyordu. Amacım, ceza almış olduğum davanın zaman aşımına uğrayarak aklanıp memleketime dönmeye yönelikti. Aleyhime verilen cezayı atlatabilmenin on yıllık bir zaman dilimine ihtiyacım vardı. Dava on yıl sonra 1999 da zaman aşımından dolayı düşecek, bende bu süreci aklıselim bir yaklaşımla izleyip davanın lehime sonuçlanmasını bekleyecektim. Ancak talih yüzüme gülmeyerek, Antalya’da olduğum deşifre edildi. 12 Eylül 1980 darbesinin onuncu yılı 1990, 12 Eylül gecesi evde olmadığım bir sırada eve baskın düzenledi. Misafirliğe gittiğimiz ailenin konuk severliği ve bizi o gece evlerinde ağırlama ısrarı isteği sayesinde ele geçirilmeden kurtulmayı başarmıştım. Artık benim için yeni bir kovalamacalı süreç başlamıştı. Tıpkı tavşan kaç tazı tut misali bir süreç. Bu aksilik bende büyük bir hayal kırıklığı yaratmaya neden olmuştu. En büyük endişem dört küçük çocuğun konumuydu. Kaldığımız evin adresi öğrenildikten sonra, başka eve yerleştik. Ayrı eve geçince çocukların okulunu da değiştirmek zorunda kalıyorduk. Bu yönlü ilişki ve iletişim çocuklar üzerinde psikolojik bir baskı oluşturuyordu. Çocuklarla eşime yaşattığım bu travmadan dolayı, en büyük suçu kendimde buluyordum. ( Devam edecek )