Sıla Arsel

Sağlıkla 2019’a

Sıla Arsel

sila.arsel.96@hotmail.com

Yazarın Diğer Yazıları

22 Haziran Amasya Genelgesi - 22.06.2020

Yaşam Ağacı - 08.06.2020

19 Mayıs ve Türk Genci - 11.05.2020

Kendini Bul, Kendin Ol - 27.04.2020

Doğa’ya Borcumuz - 13.04.2020

Bireyin Mikroskobik Katkısı - 30.03.2020

Günümüzde Komplo Teorileri 3 - 18.03.2020

Günümüzde Komplo Teorileri-2 - 17.03.2020

Günümüzde Komplo Teorileri-1 - 16.03.2020

Bilmeden Düşünen Değil, Bilerek Düşünen Bireyler! - 24.02.2020

Geçmişteki Gelecek - 10.02.2020

Hiç Olan - 27.01.2020

Kadın Hükümdar Tomris Hatun - 13.01.2020

Nardugan - 23.12.2019

Kutsal Kudüs, Dinlerden Önce - 09.12.2019

Köy Enstitüleri'ne Dönüş Vakti-2 - 26.11.2019

Köy Enstitüleri'ne Dönüş Vakti - 25.11.2019

Sessizliğe 6 Kala - 04.11.2019

Atatürk’ün Yolu Gökbörü - 21.10.2019

1923’TEN 2023’E DOĞRU - 07.10.2019

Belediyeler ve Sokak Hayvanları - 23.09.2019

İzmir Suikasti ve Saat Kulesi (2) - 03.09.2019

İzmir Suikastı ve Saat Kulesi -1 - 02.09.2019

Hititler ve Eflatunpınar - 2 - 20.08.2019

Hititler ve Eflatunpınar - 1 - 19.08.2019

Göbeklitepe Yılı “2019” (3) - 31.07.2019

Göbeklitepe Yılı “2019” (2) - 30.07.2019

Göbeklitepe Yılı “2019” (1) - 29.07.2019

Dilde, Fikirde, İşte Birlik - 15.07.2019

Türkiye’nin Toryum Rezervi - 01.07.2019

Atatürk ve Dilimiz - 10.06.2019

100. Yıla İthafen 19 Mayıs (2) - 20.05.2019

100.Yıla İthafen 19 Mayıs - 19.05.2019

Ruhun Gıdası - 06.05.2019

Devletin Tini Milli Egemenlik (2) - 23.04.2019

Devletin Tini Milli Egemenlik - 22.04.2019

Ülkede Birlik ve Beraberlik Ruhu 2 - 09.04.2019

Ülkede Birlik Beraberlik Ruhu – 1 - 08.04.2019

Vatan Feda İster 2 - 20.03.2019

Vatan Feda İster - 18.03.2019

Yürüdüğümüz Toprak - 04.03.2019

Ölümsüzlüğe Yolculuk - 18.02.2019

İzmir’i Yaşamak - 04.02.2019

Tufan mı, Turan mı? – 3 - 17.01.2019

Tufan mı, Turan mı? – 2 - 16.01.2019

Tufan mı, Turan mı? - 14.01.2019

Kayıp 11 Bin Yıllık Türk Tarihi - 17.12.2018

Her Alanda “Tam Bağımsız Türkiye” - 10.12.2018

Gizemli Semboller ve Sırları - 03.12.2018

Latin Abecesi Değil, Türk Abecesi -2 - 06.11.2018

Latin Abecesi Değil, Türk Abecesi - 05.11.2018

Daha İyi Bir Geleceğe - 20.10.2018

2018’in acılı tatlılı son günündeyiz...Belki elinizde sıcak çayınız ve gazetenizin sayfalarını çevirirken denk geldiniz bu yazıma. Belki de malum çağımızın gereği internetten. Korkmayın, açılış cümlelerimi daha fazla uzatmayacağım. Yeni yıla nasıl girersen bütün yıl öyle geçermiş inanışından yola çıktım bugün. Sağlık olsun, sağlıkla girelim. O zaman önce ruh ve beden sağlığı dileyelim 2019’dan. Ve yeni yılımızın ilk gününde, bunun en büyük etkeni olan sigarayı hayatımızdan çıkaralım.
Ben devletimizin yerinde olsam hiç düşünmem kesinlikle yasaklarım sigarayı. Çünkü içinde ne tür zehirlerin olduğu belli olmayan üstünde çok dikkat çekici bir şekilde SİGARA ÖLDÜRÜR ibaresi olan ve bu ibareye rağmen halkımızın kendi ölümüne kadeh kaldırdığı bir zehir... Üstelik ithalatının %60’lara ulaştığı bir zehir... Neden benim kıymetli halkım kendini zehirlesin ki? Hele ki her 10 saniyede 1 kişi bu zehirden ölüyorken. Bir sonraki 10 saniyelik zaman dilimindeki bir kişi, ya sizseniz?
Sigaranın hammaddesi olan tütünün içerisinde bulunan alkolitlerden zirai mücadele için böcek ilacı olarak üretilmesi söz konusuyken bu zehri, neden onlardan alıyoruz ki? Bir; dur böcek kardeş acına ortak olayım ben de acı çekerek yavaş yavaş kendimi öldürmek istiyorum, demediğimiz kalmıştı. Ne ara mazoşizt (ve sadist) bir halk olduk biz! Doğru, ölmek için dünyaya geldik. Ya İstiklal Ya Ölüm! diyen Türk milleti de ölümden korkmaz ama ölmek için yaşamıyoruz.
İçtiğinde onu rahatlatacağını düşündüğünü ama onun zehir olduğunu, vücuttaki oksijenini yok ettiği için düşünce yetisini sıfırladığını, bundan ötürü rahatladığını sandığını ama aslında rahatlamadığını, içsel sorunlarına bir düğüm atarak onları rafa kaldırdığını kime söylesem; ya evet içinde fare zehri varmış diyorlar, cevabını alıyorum. Ne acı. Rahatlamak istiyorsan git meditasyon yap, git koş kardeşim. Kendini geçtim niye neslinin sağlığıyla oynuyorsun.
Burada şimdi sigaranın içindeki 4000 bine yakın zehirli maddeden bahsetmeyeceğim elbette. Ama kısaca üç-beşine değineceğim.
Nikotin: Sigarayı içmeye başladıktan tam 8 saniye sonra nikotin vücudunuza yayılıyor. Böcek öldürücü olarak da kullanılan bu madde vücudumuzda bağımlılık yapıyor.
Tebrikler, artık kalp ve solunum problemleriniz var!
Zifir(Katran): Sigara dumanını her içinize soluduğunuzda o yapışkan kahverengi maddeyi de vücudunuza alıyorsunuz. Zamanla ten renginiz bozulmaya başlıyor, yüzünüz çöküyor.
Tebrikler, artık diş eti-akciğer ve cilt kanseri olmak için bir adım daha attınız!
Arsenik: Belki de en sinsi zehirlerden. Yavaş yavaş vücutta birikir. Tıpkı saatli bomba gibi. Din-dan-don. Bir bakmışsınız dakikalar ilerledikçe yaşamınız için ayrılan sürenin sonuna gelmişsiniz, hücre içi oksijenli solumunuz durmuş ve bom. Süründüre süründüre öldürür.
Tebrikler, artık kalp ve kan damarlarınız zedelendi, kanser riskiniz arttı!
Benzen: Evet doğru, motor yakıtlarında kullanılan benzen. Siz onu büyük bir zevkle vücudunuza alıyorsunuz.
Tebrikler, bir bakmışsınız lösemi olmuşsunuz ya da bilinç gitmiş felç olmuşsunuz!
Kadmiyum: Tuhaf şey doğrusu, pilleri ellemezsiniz zehir var diye. Ama bir bakmışsınız bu zehri sigarayla birlikte vücudunuza almışsınız. Artık kanser riskiniz var. Kanser için bir madde yetmez 4000 maddeyi birden koyalım sigaraya da işimizi sağlama alalım demişler herhalde, bilemeyeceğim.
Tebrikler, artık böbrekleriniz de gitti, o sağlam kemikleriniz de!
Polonyum: Sadece 1 gramı bile binlerce kişiyi öldürebilecek bir radyoaktif elementken siz bu yükü tek başınıza sırtlanmışsınız amma da cesur insanmışsınız.
Tebrikler, elektrikli aletlerden almadığınız radyasyonu sigaradan aldınız!
Amonyak: Çok ilginç. Biz bunu tuvalet temizliğinde kullanmıyor muyduk yaa? Siz de onu vücudunuza alıyorsunuz. Nikotin daha kolay vücudunuza girsin diye üstelik.
Teb - rik - ler, artık ölüme çok yakınsınız!
Krom, karbonmonoksit, hidrojen siyanür, nitrojen oksit, kükürtdioksit, hidrojen sülfit... Ve daha fazlasını yazmayacağım artık. İnanın bunları yazarken benim burada kalbim ağrıdı. Sizse bu hayatı yaşıyorsunuz.  İsteyerek ve bilerek. Mecbur olduğunuz bir şey yok oysa. Çünkü bu yaşam sizin elinizde.
Kendinizi bu şekilde öldürecek kadar ne acılar çektiniz. Neden cezalandırıyorsunuz bedeninizi ve ruhunuzu. Bu kadar mı nefret ediyorsunuz kendi varlığınızdan ki yavaş yavaş intihar ediyorsunuz bu yaşamdan?

Başlangıçta; ne ara mazoşizt bir halk olduk biz, demiştim. Kendinize zarar verdiğiniz için. Parantez içinde de sadist, demiştim. Başkalarına zarar verdiğiniz için. Çünkü siz sigaranızı içiyorsunuz da etrafınızdaki pasif içicilerin suçu ne? Kendinize zarar veriyorsunuz, bu zarara da başkalarını alet ediyorsunuz. Ailenizi, çocuklarınızı ve sevdiklerinizi...
Her düşüncenizle yeryüzünden gökyüzüne bir enerji gönderiyorsunuz. Gökyüzünden yeryüzüne geri inen bir enerji. Bu yaştan sonra, bu kadar yıldan sonra, bu streslerden sonra bırakamam YOK. Bağımlılığınızı bir tarafa bırakın. Sigara mı sizden büyük yoksa siz mi sigaradan büyüksünüz!
Yeni yılda;
Sigarasız, sağlık dolu, mutlu bir yaşam dilerim. Siz ve sevdikleriniz için...