Yusuf Çağırtekin

Şemalar

Yusuf Çağırtekin

ysfcgrtkn@gmail.com

Merhaba değerli okuyucular. Bu haftaki konumuz şemalar. Daha önce psikoloji bilimi ile alakalı şeyler okumadıysanız muhtemelen bu kavramı ilk duyduğunuzda size fazlaca yabancı gelecektir fakat şemaların günlük hayatımızı oldukça yakından ilgilendiren, çok önemli bir kavram olduğunu bu yazıyla az çok öğreneceğinizi bilmenizi isterim. Şimdi şema kavramını açıklamak ile başlayalım. Bilişsel Davranışçı Kuramlarda geçen şema kavramı, “Küçük yaşlarda yaşadıklarımız ile oluşan ve hayatımızın geri kalanında davranışlarımızı oluşturmamıza etki eden kalıplaşmış düşüncelerdir.” Örnek verecek olursak “Değersizlik, uyumsuzluk,  duygusal yoksunluk, hiçbir zaman istediğim sevgiyi alamayacağım, her şeyden kuşku duyma, tek başına yapamam hissi, takıntılar…” Yani bu sorunların hepsi aslında geçmişten getirdiğimiz ve zihnimizde yer alarak yaşantımızı etkileyen şemalardır.
Peki bu duyguları nasıl yaşarız? Gelin bu soruyu birlikte irdeleyelim. Küçükken ebeveynleri tarafından cam bebek misali yetiştirilen bir çocuğu düşünelim. Bazı anne babalar çocuklarını oldukça korumacı bir şekilde büyütürler. Amaçları çocuklarının zarar görmemesidir. Çocuklarını dış ortamlardan gelebilecek her türlü riske karşı önlem almaya çalışırlar. İlk bakışta bu amaç çok masumca görünür ama bu amacı gerçekleştirmek için sergiledikleri davranışlar ne yazık ki o çocuk için oldukça zararlıdır. Çünkü hayat bütün canlılar için her an tehlikeler oluşturabilecek sürprizlerle doludur. Böyle yetişen bireyler ileride sosyalleşme konusunda sıkıntılar yaşayıp, dışarının kendisi için fazlaca tehlikeli olduğunu düşünür ve sosyal hayatı bu durumdan çokça etkilenir.
Ya da değersizlik hissi yaşayan bir birey düşünelim. Kendisini hiçbir şeye layık bulmayan bu kişi, başka insanların isteklerinin kendi isteklerinden daha önemli olduğunu düşünür. Bu tür duyguları yaşayan bireylerin geçmişlerine baktığımız zaman ise sorunun kaynağının yetiştiği ailede olduğu, bu kişilerin çocukluk dönemlerinde ebeveynlerinden yeterince ilgi görmedikleri ve geri planda bırakıldıklarını görmüş oluyoruz. Aslına bakarsanız bu duruma psikanalitik psikoterapide Freud’un da dediği gibi “Yaşamımız boyunca çocukluk anılarımızı tekrarlayıp durmak” da denilebilir. Yani her birimiz çocuklukta ne yaşadıysak ilerleyen yaşlarımızda farkında olmadan aynı şeylere yöneliyoruz ya da bizlere aynı şeyleri yaşatacak kişilerle ilişki kuruyoruz.
Modern çağın bireyleri olarak bu vb. birçok şemaya sahip olduğumuzun farkında olduğumuzu düşünüyorum. Eğer ki şemalarımız yaşantımızı olumsuz yönde etkiliyorsa vakit kaybetmeden bu sorunun önüne geçmelisiniz. Bana göre bunu şu şekilde yapmanız sizler için daha faydalı olacaktır. Evvela içe dönmeniz ve sorunlarınızı tespit etmeleri gerekiyor. Demem o ki ilk önce çocukluk yaşlarından itibaren getirdiğimiz şemaların neler olduğunu saptamalıyız. Bunu da içe dönerek, kendimizi irdeleyerek yapabiliriz. Bu şemaları tespit ettikten sonra ise şema terapisi almak bizlere oldukça iyi gelecektir. Çünkü yaşamımızı daha kaliteli bir şekilde sürdürmek istiyorsak bizleri olumsuz yönde etkileyen şemalardan kurtulmamız gerekiyor. Aksi takdirde ömür boyu sona ermeyecek sorunlarla sürekli iç içe olabiliriz.