Burcu Yanar

Yaşlanacağız ve Bu Günleri Hiç Unutmayacağız

Burcu Yanar

burcuyanarr@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları
Çocukluk zamanlarınızı hatırlayın… Hani o sabahları erkenden kalktığınız ve okula gittiğiniz günleri. Yağmur, çamur, kar, kış, sıcak demeden her sabah okuduğunuz ‘Andımızı’ hatırlayın. Eğer hafızanız yetmiyor ve hatırlamıyorsanız da ben size hatırlatayım. “Türk’üm, doğruyum, çalışkanım. İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak…” Böyle başlıyor ve devam ediyor çocukluğumuzun her gününe sirayet eden ve 1933 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip tarafından uygulamaya sokulan o and.
Fakat içinde bulunduğumuz şu zor günlerde kimse büyüklerini saymayı, onlara saygı göstermeyi aklından geçirmiyor. Tüm dünyayı saran ve bulaşıcı etkisi çok yüksek olan koronavirüs illeti sebebiyle ülkemizde 65 üstü bireylere sokağa çıkma yasağı ilan edildiği günden bugüne pek çok ilginç haber okuduk. Televizyonlarda bazı kesimlerin bu yasaklara uymayarak evlerinden çıktıklarını gördük. İnternette ve sosyal medyada dalga ve alay konusu olan binlerce video yayılmaya başladı. Bankta oturan dedelere balkonlardan su atan mı dersiniz, yaşlı teyzenin elinden alış veriş poşetlerini alarak araba arkasından koşturarak yalvartan mı dersiniz… Hepsini gördük, izledik. Bazılarına güldük bazılarına içimiz burkuldu. Hatta olay o kadar büyüdü ve devlet büyüklerine kadar uzandı ki; İçişleri Bakanı Süleyman Soylu bile paylaşılan hadsiz videolara sessiz kalmayarak sosyal medya hesabından “65 yaş ve üstü risk grubunda olan büyüklerimiz evde kalarak sadece koronavirüsten değil, elinde telefonla dolaşıp onları kaydeden etkileşim hastalarından da korunacaklardır” diye bir tweet atarak tepkisini dile getirdi.
Fakat artık bu işe bir son verilmeli. Onlar hepimizin ailelerinden biri. Kimimizin dedesi, kimimizin babası. Sırf yaşlı oldukları için herkesten daha fazla korunmaya ihtiyaç duydukları ve bu hastalığa yakalandıklarında hayatta kalma şanslarının neredeyse sıfır olduğu bilindiği için onlara bu yasak getirildi. Gerçekten virüslü oldukları ve yüzlerine iğrenç, hastalıklı bir mahlukata bakılır gibi bakıldığını görmek için değil. Her şey sadece risk grubuna dahil oldukları için. Evet, bazı vatandaşlar buna uymadı ve dışarı çıktı. Bazılarının kimsesi yoktu, internet veya telefon kullanımından bihaberdi ve alış verişe çıkmak zorundaydı. Bazıları ise işin şakasındaydı. Fakat her ne olursa olsun iş bu insanların saflıklarıyla alay ederek eğlenecek boyutlara ulaşmamalıydı. Gördüğüm bazı videolardan sonra özellikle yeni neslin içine zarafetin, inceliğin ve terbiyenin zerre kadar işlenmediğine o kadar ikna oldum ki. O insanların yerine ben utandım. Böyle bir kuşak çatışmasına denk geldikleri için özür dilemek istedim. O insanların belki dünya üzerinde çok fazla zamanları yok. Belki hayatlarında o kadar çok olumsuzluk gördüler ki bunu hatırlamayacaklar bile. Ama bizler bu saygısızlıkları izleyen kişiler olarak olanları unutmayacağız. 
Bu videoları çeken kişilere benim söyleyebileceğim tek bir cümlem bile yok. Çünkü zaten anlayacak olsaydı o videoları çekmeye yeltenmezdi. Söyleyebileceğim tek şey, gün gelecek bizler de yaşlanacağız. Elimiz tutmayacak, gözlerimiz görmeyecek belki de yataktan kalkamayacak duruma geleceğiz. İşte o zamanlarda yanımızda sevgiyle büyüttüğümüz çocuklarımız ve torunlarımız olacak. Yani demem o ki çocuklarınızı yetiştirirken içlerine ‘Büyük adam’ olma hevesi yerine önce insan olmayı öğretin. Büyüklerine saygıyı ama yeri geldiğinde tepkisini düzgün bir üslup ile dile getirmeyi, ihtiyacı olana yardım etmeyi öğretin. Gerisi zaten kendiliğinden gelecektir. Yoksa bizim de sonumuz tam da bugün olduğu gibi bir grup kendini bilmezin dilinde kepaze olmak olacak. Her zaman savunduğum gibi üslup her şeydir ve senin karakterindir. Lütfen karakterli çocuklar yetiştirmeye gayret edin. Gün gelecek bizler de yaşlanacağız ve bu günleri hiç unutmayacağız.